<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?> <rss
version="2.0"
xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
><channel><title>Seda Sayan &#187; Anne &#8211; Çocuk</title> <atom:link href="http://www.sedasayan.net/marketing/kadinca/anne-cocuk-kadinca/feed" rel="self" type="application/rss+xml" /><link>http://www.sedasayan.net</link> <description></description> <lastBuildDate>Sat, 31 Jul 2010 14:53:18 +0000</lastBuildDate> <generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator> <language>en</language> <sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod> <sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency> <item><title>Yaz aylarında bebeklerinizin bakımını nasıl yapmalısınız ?</title><link>http://www.sedasayan.net/yaz-aylarinda-bebeklerinizin-bakimini-nasil-yapmalisiniz.html</link> <comments>http://www.sedasayan.net/yaz-aylarinda-bebeklerinizin-bakimini-nasil-yapmalisiniz.html#comments</comments> <pubDate>Sat, 03 Jul 2010 00:21:52 +0000</pubDate> <dc:creator>Yunus</dc:creator> <category><![CDATA[Anne - Çocuk]]></category> <category><![CDATA[Sağlık]]></category> <category><![CDATA[bebeğim yazın neden ağlıyor]]></category> <category><![CDATA[bebek bakım siteleri]]></category> <category><![CDATA[bebek bakımı yaz mevsiminde]]></category> <category><![CDATA[yaz aylarında bebek bakımı]]></category> <category><![CDATA[yazın bebek bakımı]]></category><guid
isPermaLink="false">http://www.sedasayan.net/?p=1782</guid> <description><![CDATA[Yaz mevsiminde annelerin, bebeklerin sağlığına daha fazla dikkat etmesi gerekiyor. Bu dönemde giyimine özen göstermeli; isilik, yaz ishali gibi hastalıklardan korumak için önlemler alınmalı. Ayrıca çocuklar, güneşten alacakları D vitamininden de mahrum bırakılmamalı.
Bebeğim üşür deyip kat kat sarmayın
Bebekler ilk bir ay (yenidoğan dönemi) gerçekten soğuğa karşı çok duyarlıdır. Bu dönemde bebeği iyi korumak gerekir. Yenidoğan [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p><a
title="süper bebekler" href="http://www.superbebekler.com" target="_blank"><img
class="alignleft" title="süper bebekler" src="http://www.superbebekler.com/images/bebekler/guzel_bebek.jpg" alt="" width="196" height="169" /></a>Yaz mevsiminde annelerin, bebeklerin sağlığına daha fazla dikkat etmesi gerekiyor. Bu dönemde giyimine özen göstermeli; isilik, yaz ishali gibi hastalıklardan korumak için önlemler alınmalı. Ayrıca çocuklar, güneşten alacakları D vitamininden de mahrum bırakılmamalı.</p><p>Bebeğim üşür deyip kat kat sarmayın</p><p>Bebekler ilk bir ay (yenidoğan dönemi) gerçekten soğuğa karşı çok duyarlıdır. Bu dönemde bebeği iyi korumak gerekir. Yenidoğan döneminde vücudun en büyük alanı kafadır. Isı kaybı bu alanda olacağından bir bere takılması uygundur. Yenidoğan dönemi sonrasında bebeğin ortam ısısına göre giydirilmesi gerekir. Aslında her çocuk farklıdır. Bu nedenle kesin şekilde &#8216;tek kat giydirin, üç kat giysisi olsun&#8217; demek anlamlı olmaz. Ancak yaz aylarında gündüzleri tek kat penye giysiler yeterli olur. Şapka önemli bir unsurdur. Sıcak yaz günlerinde güneşten korunması için gereklidir. Akşamları serin olursa üzerine uzun kollu ve bacaklarını örten bir giysi giydirilebilir. Giysilerin açık renkli, bol kıyafetler olması, boyalı olmaması ve yüzde 100 pamuklu olması, mümkünse organik pamuk dokumadan olması tercih edilmelidir.</p><p><span
id="more-1782"></span></p><p>Bebeğinize verdiğiniz her ek gıdadan sonra su içirin</p><p>Bebekler doğumdan sonra hemen emzirilmeye başlanmalıdır. Sadece anne sütü ile beslenen bebeklerde genelde dışarıdan su takviyesine ihtiyaç yoktur. Ancak ek gıdaya başlandığında mutlaka su verilmesi gerekir. Yemeğini yedikten sonra bebek ihtiyacı olduğu kadarını içecektir. Yazın ortam sıcaklığı fazlalaştığı için terleme olur. Vücut su kaybettiği için doğal olarak su içme isteği doğar. Çok sıcak günlerde, gün içinde değişik zamanlarda bebeğe su verilmesi ve sulu gıdalarla beslemesi iyi olacaktır.</p><p>İsilikten koruyun</p><p>Yazın gelmesi ve havaların ısınmasıyla birlikte en çok karşılaştığımız sorunlardan biri isiliklerdir. İsilik, sıcak havada aşırı terlemeye bağlı olarak ortaya çıkar. Ortam ısısı arttığı zaman vücut ısısı da artar. Isıyı dengeleyebilmek için bebek terlemeye başlar. Ortam sıcaklığı çok fazla olursa ve sık banyo yapılmazsa gözeneklerde tıkanıklık olabilir. Ter bezleri tıkandığı zaman o bölgede kızarık, nokta nokta lekeler görülür. Daha çok göğüste, omuzda, boyunda isilikler ortaya çıkar. Bunun tedavisi için terlemeyi azaltmak, daha bol giysiler giydirmek ve ılık suyla banyo yaptırmak genelde yeterlidir. Yağlı kremler ter bezleri kanallarını kapatırsa terlemeyi engeller ve isiliğin çoğalmasına neden olur.</p><p>Bebeğinizi güneşten koruyun ama D vitamininden de yararlanmasını sağlayın</p><p>Yazın karşılaşılan bir diğer sorun güneş çarpmaları ve yanıklarıdır. Bunu önlemenin en kolay yolu güneşe çıkılacak saatlerin seçimi ve sıvı takviyesidir. Bulunduğumuz bölgeye göre saatleri ayarlamak şartıyla -özellikle 10.00 ile 16.00 saatleri arasında güneşe çıkılmamalı- sabah ve akşam çok uzun sürmeyen güneşlenmeler sağlıklı olacaktır. Yüksek koruma faktörlü, mekanik bariyeri de olan güneş kremi sürerek güneşe çıkılmalıdır. Güneş kremi seçerken suya dayanıklı olup olmadığına ve koruma faktörü derecesine dikkat edilmelidir. Güneşe çıkmadan sürülmesi ve belli aralıklarla yenilenmesi koruyuculuk açısından önemlidir. Güneş yanığı oluşursa iyileşmeden tekrar güneşe çıkılmamalıdır. Yaz günlerinde şapka takılması güneş ışınlarından yüzü ve belki de omuzları koruyacağı için uygun olacaktır.</p><p>Yaz ishallerine dikkat!</p><p>İshal daha çok yazın karşımıza çıkan bir sorundur. Yazın daha sık olmasının nedeni mikroorganizmaların sıcak ortamda hızlı üremesidir. Ayrıca yazın havuza ve denize daha çok girilir ve su yutarak daha çok mikrobu ağızdan alma ihtimali artar. Yaz ishallerini engellemenin en kolay yolu içme sularının ve yiyeceklerin yıkandığı suların temiz su kaynaklarından elde edilmiş olmasıdır. Uygun şartlarda saklanmadığı, dışarıda bekletildiği düşünülen yiyeceklerin tüketilmemesi gerekir. Ambalajlı ürünlerin saklanma koşulları ve son kullanma tarihine dikkat etmek gerekir. Özellikle yaz döneminde çok tüketilen bir gıda olan dondurmanın üretim, saklanma ve sunum koşulları göz önüne alınmalıdır. Sütlü, kremalı, mayonezli, etli yiyecekler çok çabuk bozulmaktadır. İshalin tedavisinde kaybedilen sıvıyı yerine koymak ve enfeksiyon etkeni mikroorganizma tespit edilerek ilaç tedavisine başlamak gerekir.</p><p>Tatil önerileri&#8230;</p><p>Yaz ayları ebeveynlerin çocuklarıyla daha çok vakit geçirdiği bir mevsimdir. Aynı zamanda ishallerin, güneş çarpmalarının, bunlara bağlı olarak sıvı kayıplarının, böcek sokmalarının, burun kanamalarının ve deri hastalıklarının daha sık görüldüğü bir dönemdir. Tatilde çocuklar tehlikelere daha açıktır. Bu nedenle belki de en önemli nokta çocuğunuzu sürekli göz önünde bulundurmanız, karşılaşabileceği tehlikelere karşı tedbirli ve uyanık olmanızdır.</p><p>Bu aylarda bebeğinizle birlikte geçireceğiniz saatlerin keyfine varabilmek için oyuncakların seçimi ve bu oyuncakların güvenlilirliği de önemlidir. Plaj oyuncakları, çocuğun hoşça vakit geçirmesini sağlar. Ama aynı zamanda zekasının gelişimine de katkıda bulunmalı. Birlikte oyunlar kurabileceğiniz tarzda olmalı. Bu tür oyuncakların seçilmesi çocuğunuzla paylaşımınız açısından da önem taşır. Plaj oyuncakları, çocuğun denize olan ilgisini de artırmalı. *Memorial Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü</p><p>Kaynak: zaman.com.tr</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.sedasayan.net/yaz-aylarinda-bebeklerinizin-bakimini-nasil-yapmalisiniz.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>Çalışan annelerin çocukları aşırı kilolu</title><link>http://www.sedasayan.net/calisan-annelerin-cocuklari-asiri-kilolu.html</link> <comments>http://www.sedasayan.net/calisan-annelerin-cocuklari-asiri-kilolu.html#comments</comments> <pubDate>Fri, 28 May 2010 13:49:37 +0000</pubDate> <dc:creator>Yunus</dc:creator> <category><![CDATA[Anne - Çocuk]]></category> <category><![CDATA[Sağlık]]></category> <category><![CDATA[çocuk beslenme takvimi]]></category> <category><![CDATA[çocuklar neden şişman olur]]></category> <category><![CDATA[kilolu çocuklar]]></category> <category><![CDATA[şişman çocuklar]]></category><guid
isPermaLink="false">http://www.sedasayan.net/?p=1762</guid> <description><![CDATA[Bilim adamları anneleri çalışan çocukların aşırı kilo almaya daha yatkın olduğunu belirledi.
University College London&#8217;da görevli bilim adamları, iş ve aile sorumluluğu arasında büyük çaba gösteren çalışan annelerin sağlıklı yemekler hazırlamak için yeterli zamanları olmadığına ve bu nedenle çocukların dengesiz beslendiğine inanıyor.
Aileleri dışarıda çalışan çocukların, eve geldiklerinde tatlı abur cuburlar yedikleri ve boş vakitlerini akşama kadar [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p><a
href="http://www.superbebekler.com/"><img
class="alignleft" title="Kilolu çocuklar" src="http://medya.zaman.com.tr/2010/05/28/sisman.jpg" alt="" width="162" height="129" /></a>Bilim adamları anneleri çalışan çocukların aşırı kilo almaya daha yatkın olduğunu belirledi.</p><p>University College London&#8217;da görevli bilim adamları, iş ve aile sorumluluğu arasında büyük çaba gösteren çalışan annelerin sağlıklı yemekler hazırlamak için yeterli zamanları olmadığına ve bu nedenle çocukların dengesiz beslendiğine inanıyor.</p><p>Aileleri dışarıda çalışan çocukların, eve geldiklerinde tatlı abur cuburlar yedikleri ve boş vakitlerini akşama kadar televizyonun önünde geçirdikleri belirtiliyor. Ayrıca, bu çocukları sabahları okula anneleri arabayla bıraktığı için çocukların yürümediği ve daha az egzersiz yaptıkları kaydedildi.</p><p>Araştırmacılar, yeni neslin çocuklarının anneleri çalışıyorsa aşırı kilo almaya yüzde 50 oranında daha meyilli olduklarını söylediler.</p><p><span
id="more-1762"></span></p><p>Araştırma sonuçlarına göre, 1965 ve 1991 yılları arasında 7 yaşındaki 8 bin 500&#8242;den fazla çocuğun kilolu olduğu tespit edildi. 1965 yılında kızların yüzde 8&#8242;i, erkeklerin yüzde 12&#8217;sinin aşırı kilolu ya da obez olduğu görülürken, 91 yılına kadar bu oranın yüzde 50&#8242;ye çıktığı belirlendi.</p><p>Ayrıca çalışma, anne ve babası aşırı kilolu olan çocukların da aşırı kilolu olmaya yatkın olduğunu gösterdi. Araştırmacılar, aşırı kilolu ve obez çocuklarda oluşabilecek sağlık sorunları konusunda aileleri uyarıyor.</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.sedasayan.net/calisan-annelerin-cocuklari-asiri-kilolu.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>Çocuğunuzdaki boy kısalığı ve büyüme</title><link>http://www.sedasayan.net/cocugunuzdaki-boy-kisaligi-ve-buyume.html</link> <comments>http://www.sedasayan.net/cocugunuzdaki-boy-kisaligi-ve-buyume.html#comments</comments> <pubDate>Sat, 30 Jan 2010 12:42:56 +0000</pubDate> <dc:creator>Sorcerer</dc:creator> <category><![CDATA[Anne - Çocuk]]></category> <category><![CDATA[Sağlık]]></category> <category><![CDATA[boy kısalığı]]></category> <category><![CDATA[boy neden kısadır]]></category> <category><![CDATA[boyu kısa çocuklar]]></category> <category><![CDATA[çocuğumun boyu çok kısa]]></category> <category><![CDATA[çocuğumun boyu neden kısa]]></category> <category><![CDATA[çocuk büyümesi]]></category><guid
isPermaLink="false">http://www.sedasayan.net/?p=1631</guid> <description><![CDATA[Çocukta boyun yeterince uzamaması çocuğun sağlığının bir yerde bozulduğunun göstergesidir. Büyümeyi etkileyen en önemli faktörlerden biri beslenme olduğu için beslenmenin göstergelerinin değerlendirilmesi gerekir.
Çocuğu erişkinden ayıran en önemli özellik büyümedir. Çocuk döllenmeden itibaren çocukluk çağı bitene kadar büyür, gelişir ve değişir. Çocukluk çağının bitiş yaşı 20 yaştır ve kişi bu yaşa kadar çocuk kabul edilir.
Büyüme çocuğu [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p><img
class="alignleft" title="Boy" src="http://www.ekolay.net/saglik/images/248_boy_uza.jpg" alt="" width="106" height="106" />Çocukta boyun yeterince uzamaması çocuğun sağlığının bir yerde bozulduğunun göstergesidir. Büyümeyi etkileyen en önemli faktörlerden biri beslenme olduğu için beslenmenin göstergelerinin değerlendirilmesi gerekir.</p><p>Çocuğu erişkinden ayıran en önemli özellik büyümedir. Çocuk döllenmeden itibaren çocukluk çağı bitene kadar büyür, gelişir ve değişir. Çocukluk çağının bitiş yaşı 20 yaştır ve kişi bu yaşa kadar çocuk kabul edilir.</p><p>Büyüme çocuğu erişkine göre daha aktif ve dinamik kılar. Büyüme süreci içinde çocukta birtakım gelişmeler ve değişimler gerçekleşir. Böylece çocuk, giderek erişkin özelliklerini kazanır.<br
/> <span
id="more-1631"></span></p><table><tr><td><script type="text/javascript">google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 25.02.2009 */
google_ad_slot = "6016136095";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;</script><br
/> <script src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type="text/javascript"></script></td><td><script type="text/javascript">google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 25.02.2009 */
google_ad_slot = "6016136095";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;</script><br
/> <script src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type="text/javascript"></script></td></tr></table><p>Büyüme sırasında moleküler ve hücresel birtakım değişiklikler ortaya çıkar. Büyüme çocuk sağlığının en önemli göstergesidir. İyi büyüyen çocuk ruhsal ve bedensel sağlığı yerinde olan çocuktur. Çünkü büyüme çok sayıda faktörün etkisi altındadır. Normal bir büyüme için gerekli en önemli koşullardan ikisi güvenli aile ortamı ve uygun beslenmedir. Yeterli bir büyüme için çocuğun herhangi bir hastalığının olmaması ve hormonlarının yeterli derecede salgılanması gereklidir. Fiziksel sağlığın bozulması büyümeyi etkilediği gibi psikolojik sağlığın bozulması da etkiler. Psikolojik ve sosyal problemler çocukta büyüme hormonunun salgılanmasına da engel olarak boy kısalığına neden olur.</p><p>Büyüme döllenme ile başlar ve en hızlı dönemlerinden biri annenin karnında gerçekleşen büyümedir. Bu dönemdeki büyüme de annenin beslenmesi önemli olmasına karşın, başka faktörlerde önemlidir. Doğumdan sonraki ilk yıl büyümenin en hızlı olduğu dönemlerden biridir. İkinci-dördüncü yaşlar arasında yavaşlar. Dört yaşından ergenliğe kadar olan dönemde büyüme daha yavaş ve daha durgun olarak gerçekleşir. İlk iki yaş boyunca gerçekleşen hızlı büyüme döneminde çocuğun beslenmesi çok önemlidir. Bu dönemde çocuğun yaşına uygun kalori alması ve karışık beslenmesi yeterlidir.</p><p>Ergenlik dönemine kadar kız ve erkeklerin boyları birbirine yakındır. Ayrıca büyüme mevsimsel farklılıklar gösterir. Çocuklar kış mevsiminde daha yavaş büyürler, yaz mevsiminde büyümeleri daha hızlı olur. Ergenlik dönemi büyümenin en hızlı dönemlerden biridir. Kızlar ergenliğe erkeklere göre daha erken girerler ve ergenlik dönemi süreleri de daha kısadır. Kızların çoğunda ilk adetin başlaması ile büyümede yavaşlama ve kısa bir süre sonra durma ortaya çıkar. Erkekler ergenliğe kızlara göre daha geç girerler ve kızlara göre ergenliğin daha geç döneminde büyüme atağı yaparlar.</p><p>ÇOCUKLARIN BOY VE KİLOLARININ TAKİP EDİLMESİ GEREKİR</p><p>Çocuklarda boy ve vücut ağırlığının mutlaka belirli aralıklarla izlenmesi gerekir. Her çocuğun boyu ve kilosu doğduğu andan itibaren ölçülmeli ve hazırlanmış standartlar içinde normalle karşılaştırmasının yapılıp, yüzdeler halinde belirtilmesi gerekir. Her ülkenin kendi standartlarına göre hazırladığı bu eğrilere persantil eğrileri denir. Çocuk herhangibir ölçüm yapıldığında bu eğriler üzerindeki en son çizginin (3 persantil) altında ise, çocukta “boy kısalığı” olduğu belirlenip gerekli incelemenin yapılması gerekir.</p><p>Aslında tek ölçümle değerlendirmekte doğru değildir. Büyümenin tam olarak değerlendirilmesi için, daha önce söylendiği gibi belli aralıklarla boy ve ağırlık ölçümlerinin yapılması gerekir. Çünkü bazı çocuklar persantil eğrilerinde başlangıçta çok yukarı değerlerde olmalarına karşın, daha sonra alt çizgilere kayarlar. En alt çizgide olmamalarına rağmen bu çocuklarda da yeterli büyüme söz konusu değildir ve “kısa boylu&#8221; olarak yorumlanmaları ve incelenmeleri gerekir. Bu nedenle çocukların büyüme ve gelişmesinin değerlendirilmesi için en uygun yer okullardır. Okullarda çocukların 6 ay aralarla boy ve kilolarının ölçülmesi ve bunun kayda alınması gereklidir. Gelişmiş ülkelerde bu uygulama yapılmaktadır.</p><p>ÇOCUKLARIN KISA BOYLU OLMASI NEYİ GÖSTERİR?</p><p>Çocukta boyun yeterince uzamaması çocuğun sağlığının bir yerde bozulduğunun göstergesidir. Büyümeyi etkileyen en önemli faktörlerden biri beslenme olduğu için beslenmenin göstergelerinin değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenle boy ile birlikte değerlendirilen vücut ağırlığı da standart eğrilerde yorumlanır ve yaşa göre vücut ağırlığı değerlendirilir. Ancak kısa boylu çocukta asıl önemli olan boya göre ağırlıktır ve bunun hesaplanması gerekir. Yaşa göre vücut ağırlığı ve boya göre ağırlık düşükse beslenme dikkate alınır ve araştırılır.</p><p>Kısa boy, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları, anemi, parazitler gibi sık görülen hastalıklar veya Çöliak hastalığı ve kalp hastalıkları gibi çeşitli hastalıkların önemli bir göstergesi de olabilir. Boyunda bulunan tiroid bezinin yetersiz çalışması da bir taraftan kısa boya neden olurken diğer taraftan çocuğun zekasını da etkiler ve ailenin farkedemeyebileceği zeka geriliğine ve okul başarısının düşüklüğüne neden olur.<br
/> Boy kısalığı genetik nedenli olabilir. Kısa boylu anne ve babaların çocuklarının kısa boylu olma olasılığı yüksektir. Ancak, kısa boylu anne ve babaların çocukları daha uzun boylu da olabilir. Çocuğun boyunun sapmasına göre anne ve baba boyuna ulaşamaması da söz konusu olabilir. Bu nedenle değerlendirmelerin çeşitli hesaplarla iyi yapılması gerekir. Ayrıca anne veya baba da tesbit edilmemiş bir hormonal bozukluk söz konusu olabilir.</p><p>KISA BOYLU OLMANIN ETKİLERİ NELERDİR?</p><p>Kısa boylu çocuklarda altta yatan önemli sağlık sorunları ve psikolojik sorunlar olabilir. Kısa boylu olmakta çocukta çeşitli psikolojik sorunlar ortaya çıkarabilir. Uzun boy toplumda daima avantaj sağlamaktadır. Örneğin özel şirketler daima uzun boylu elemenlar tercih ederler. Kısa boylu çocuklar okulda da arkadaşları tarafından alay konusu haline gelebilirler. Bu çocuğun kişilik gelişimi sırasında çok önemlidir ve kişilik özelliklerini kazandığı bu dönemde bu nedenle birtakım sapmalar ve bozukluklar ortaya çıkabilir.</p><p>Kısa boylu çocuğu değerlendiriken ergenlik durumununda göz önüne alınması gerekir. Eğer ergenlik başlamamışsa müdahale etme gereği olmayabilir ve ergenliğin başlaması ile çocuk büyüme atağı yapabilir ve normal erişkin boya ulaşabilir. Ergenlik başlamışsa kısa boyu değerlendirmenin daha acil yaklaşımlı olması gerekir. Çünkü bu durumda eğer bir tedavi uygulama gerekliliği doğarsa, tedavi süresi ve tedaviye verilecek yanıt azalacaktır.<br
/> Kısa boylu bir çocukta başka herhangi bir hastalık bulunmaz ise 6 ay &#8211; 1 yıl kadar izlenerek büyümesinin değerlendirilmesi gerekir. Büyüme bu dönem içinde de yeterli bulunmazsa büyüme hormonu salgılanmasının testlerle belirlenmesi gerekmektedir.</p><p>KISA BOYLU OLMANIN TEDAVİSİ VAR MI?</p><p>Yapılan iki test sonucunda büyüme hormonu salgılanması yetersiz bulunursa büyüme hormonu tedavisinin başlanması gerekir. Büyüme hormonu tedavisi büyüme tamamlanıncaya kadar uygulanır. Ne kadar erken başlanırsa boy uzamasına katkısı o kadar fazla olur. Ergenlik başladıktan sonra katkısı daha az oranda olur. Büyüme hormonunun bazı yan etkileri vardır, fakat bunlar geriye dönüşlüdür. Şeker metabolizmasını bozup, kan şekerini yükseltebilir. Baş ağrısı yapabilir. Bunlar tedavi sırasında izlenir ve bir sorun saptandığında ilaç kesilirse yan etkilerde ortadan kalkar. Hormon yağ yakımına neden olduğu için zayıflatıcı bir etkiye sahiptir. Kas kütlesini güçlendirici etkisi nedeniyle sporcularda bu hormonu kullanmaktadır. Ayrıca gelişmik ülkelerde büyüme hormonu eksikliği olmayan çocuklarda da boy uzatmak için büyüme hormonu kullanılabilmektedir.</p><p>BOY KISALIĞI GENETİK MİDİR?</p><p>Boy kısalığı beslenme, genetik gibi nedenlere bağlanıp hafife alındığı takdirde çok sayıda hastalık atlanıp geriye dönüşsüz durumlarla çocuk karşı karşıya kalabilir. Günümüzde özellikle medyada popüler olan bitkisel önlemler ve beslenme destekleri çocukluk çağı için son derecede zararlı girişimler olabilir. İyi bir beslenme için çocuk, yaşına uygun kalori almalı ve doğal besinlerle dengeli bir şekilde beslenmelidir.</p><p>Dışarıdan verilen vitaminlerin ve popüler olan çeşitli katkı maddelerinin boy uzatma gibi bir özelliği söz konusu değildir. Boy kısalığı olan çocuklara verilen çinkonun da boy uzatma gibi bir katkısı yoktur. Çinko özellikle iştahsız çocuklarda iştah arttırıcı bir özelliğe sahiptir, ancak bu etkisinin görülmesi içinde gerçek bir çinko eksikliğinin olması gereklidir. Çinko eksikliğinin saptanması da son derece güçtür ve bunun için doğru yöntemler geliştirilememiştir.</p><p>Sonuç olarak çocuğun sağlığının iyi değerlendirilmesi için doğumdan itibaren boy ve vücut ağırlığının kaydedilip standartlara göre değerlendirilmesi esastır. Boyu 3 persantilin altında olan çocukların fizik ve ruh sağlığı açısından ayrıntılı bir şekilde değerlendirip, ona göre tedavi altına alınmaları gereklidir. Bunları yapmadan bazı vitamin ve diğer takviyelerle çocuğun büyümesini beklemek hem önemli bazı hastalıkların atlanmasına neden olacak hem de bu durumdan psikolojik olarak etkilenen çocuğun ruh sağlığını da bozarak gelecekte sorunlu kişilerin ortaya çıkmasına neden olacaktır.</p><p>Prof. Dr. Betül Ersoy / Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Pediatrik Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı</p><p>Kaynak : ekolay.net</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.sedasayan.net/cocugunuzdaki-boy-kisaligi-ve-buyume.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>Anne adayları, çiğ süt ürünlerine dikkat!</title><link>http://www.sedasayan.net/anne-adaylari-cig-sut-urunlerine-dikkat.html</link> <comments>http://www.sedasayan.net/anne-adaylari-cig-sut-urunlerine-dikkat.html#comments</comments> <pubDate>Thu, 24 Dec 2009 20:02:19 +0000</pubDate> <dc:creator>Sorcerer</dc:creator> <category><![CDATA[Anne - Çocuk]]></category> <category><![CDATA[Diyet]]></category> <category><![CDATA[Sağlık]]></category> <category><![CDATA[hamile beslenme listesi]]></category> <category><![CDATA[hamile beslenme takvimi]]></category> <category><![CDATA[hamile kadınlar]]></category> <category><![CDATA[hamilelik süresince dikkat edilmesi gerekenler]]></category> <category><![CDATA[hamilelikte yenmemesi gerekenler]]></category><guid
isPermaLink="false">http://www.sedasayan.net/?p=1616</guid> <description><![CDATA[Anne adayları genel olarak nasıl beslenmeleri gerektiğini bilir. Ancak uygulamada gebelikten kaynaklanan bazı sıkıntılar yaşarlar.
Kimileri beslenmek için gebelikten kaynaklanan bütün sıkıntıların geçmesini bekliyor. Bu süre zarfında bebek yeteri kadar beslenemiyor. Gebelikte beslenmeyi olumsuz yönde etkileyen en önemli sebep bulantı-kusma, kabızlık ve mide ekşimesidir. Genellikle ilk 3 ayda görülen bu problemler, bazı gebeliklerde daha da uzun [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p><img
class="alignleft" title="Hamile Kadın" src="http://medya.zaman.com.tr/2009/12/22/sebze-hamile.jpg" alt="" width="91" height="86" />Anne adayları genel olarak nasıl beslenmeleri gerektiğini bilir. Ancak uygulamada gebelikten kaynaklanan bazı sıkıntılar yaşarlar.</p><p>Kimileri beslenmek için gebelikten kaynaklanan bütün sıkıntıların geçmesini bekliyor. Bu süre zarfında bebek yeteri kadar beslenemiyor. Gebelikte beslenmeyi olumsuz yönde etkileyen en önemli sebep bulantı-kusma, kabızlık ve mide ekşimesidir. Genellikle ilk 3 ayda görülen bu problemler, bazı gebeliklerde daha da uzun sürebiliyor.<br
/> <span
id="more-1616"></span></p><p
align="left"><script type="text/javascript">/*<![CDATA[*/// 
 google_ad_client = "pub-2087985575086194"; /* 468x15, oluşturulma 10.03.2009 */ google_ad_slot = "8223481454"; google_ad_width = 468; google_ad_height = 15;
// ]]&gt;/*]]>*/</script><br
/> <script src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type="text/javascript"></script></p><p>Eğer mide bulantısı ve kusma sorununuz varsa; yağlı ve baharatlı yiyecekleri tüketmeyin.<br
/> <script type="text/javascript">/*<![CDATA[*/// 
 google_ad_client = "pub-2087985575086194"; /* 336x280, oluşturulma 15.10.2009 */ google_ad_slot = "3211553490"; google_ad_width = 336; google_ad_height = 280;
// ]]&gt;/*]]>*/</script><br
/> <script src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type="text/javascript"></script><br
/> Yemekle birlikte su içmeyin. Yemeklerden sonra dinlenin, mümkünse uzanın. Sabah yataktan kalkmadan önce tuzlu kraker veya bir dilim ekmek yiyin. Midenizi boş bırakmayın, gün boyunca azar azar ve sık aralıklarla beslenin. Yatmadan önce kuru yiyecekler, meyve veya bir bardak süt için. Öğünlerinizde kolay sindirilebilir karbonhidratları kullanın. Günde iki kereden fazla kusuyorsanız doktorunuza danışın.</p><p>Kabızlık sorununuz varsa posa yönünden zengin gıdalarla beslenin. Katkılı gıdalardan uzak durun. Sabah aç karnına bir bardak ılık su, mürdüm eriği veya kayısı kompostosu için. Günlük egzersiz programınız olsun.</p><div
class="alignleft"><script type="text/javascript">google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 25.02.2009 */
google_ad_slot = "6016136095";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;</script><br
/> <script src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type="text/javascript"></script></div><p>Gebeliğiniz sırasında çiğ et içeren gıdalar tüketmeyin. Et ve et ürünlerini güvendiğiniz yerlerden satın alın. Sık sık ancak az az beslenin. 3 ana 3 ara öğünden oluşan bir mönü programınız olsun. Taze ve katkısız gıdalar tüketmeye, sebze ve meyveleri bol suyla iyi yıkamaya özen gösterin. Günde en az 8-10 bardak su ve 3 bardak süt için.</p><p>Gebelikte yararlı ve zararlı besinler<br
/> Süt, yoğurt, peynir (kalsiyum, protein), yeşil yapraklı sebzeler ve taze mevsim meyveleri (c vitamini, lif, folik asit), yağsız kırmızı et (protein, demir), tavuk eti (demir, protein), balık (protein), kepekli ekmek (protein, lif, folik asit) hamileler için yararlıdır. Zararlı olanlar ise şunlardır: Çiğ sosis, salam, sucuk, pastırma, deniz kabukluları, midye, deniz kestanesi, iyi pişmemiş et-tavuk ve balık, çiğ yumurta, taze olmayan peynir, taze olmayan meyve suları, sakatat&#8230;</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.sedasayan.net/anne-adaylari-cig-sut-urunlerine-dikkat.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>Bilim Adamlarından açıklama :Hamileler ve küçük çocuklar katkı maddeli gıdalardan uzak durmalı</title><link>http://www.sedasayan.net/bilim-adamlarindan-aciklama-hamileler-ve-kucuk-cocuklar-katki-maddeli-gidalardan-uzak-durmali.html</link> <comments>http://www.sedasayan.net/bilim-adamlarindan-aciklama-hamileler-ve-kucuk-cocuklar-katki-maddeli-gidalardan-uzak-durmali.html#comments</comments> <pubDate>Wed, 07 Oct 2009 14:36:27 +0000</pubDate> <dc:creator>Sorcerer</dc:creator> <category><![CDATA[Anne - Çocuk]]></category> <category><![CDATA[Diyet]]></category> <category><![CDATA[Güzellik]]></category> <category><![CDATA[Haberler]]></category> <category><![CDATA[Sağlık]]></category> <category><![CDATA[çocuk bakımı]]></category> <category><![CDATA[hamile beslenme takvimi]]></category> <category><![CDATA[hamile kadınlar nasıl beslenmeli]]></category> <category><![CDATA[küçük çocuk bakımı nasıl olmalı]]></category><guid
isPermaLink="false">http://www.sedasayan.net/?p=1555</guid> <description><![CDATA[Paketlenmiş karışımlar ile evde 5 dakika kaynatılarak yapılan çorbanın kolay hazırlanması birçok kişiye cazip geliyor.
Çalışan kadınlar, bebeği olanlar, bekâr yaşayanlar veya öğrenciler için küçük bir çorba paketi kurtarıcı olabiliyor çoğu kez. Koruyucu katkı maddesi içermediği için tamamen sağlıklı bir ürünmüş gibi görünse de, sağlık ve beslenme uzmanları hazır çorbalara temkinli yaklaşıyor. Çünkü karışımların içeriğinde aroma [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p><img
class="alignleft size-thumbnail wp-image-1556" title="Gida" src="http://www.sedasayan.net/wp-content/uploads/Gida-150x150.jpg" alt="Gida" width="144" height="114" />Paketlenmiş karışımlar ile evde 5 dakika kaynatılarak yapılan çorbanın kolay hazırlanması birçok kişiye cazip geliyor.</p><p>Çalışan kadınlar, bebeği olanlar, bekâr yaşayanlar veya öğrenciler için küçük bir çorba paketi kurtarıcı olabiliyor çoğu kez. Koruyucu katkı maddesi içermediği için tamamen sağlıklı bir ürünmüş gibi görünse de, sağlık ve beslenme uzmanları hazır çorbalara temkinli yaklaşıyor. Çünkü karışımların içeriğinde aroma artırıcı olarak dünya çapında zararlı olup olmadığı tartışılmaya devam edilen &#8216;Mono Sodyum Glutamat&#8217; (MSG) adlı katkı maddesi bulunuyor.<br
/> <span
id="more-1555"></span></p><div
class="alignleft"><script type="text/javascript">google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 25.02.2009 */
google_ad_slot = "6016136095";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;</script><br
/> <script src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type="text/javascript"></script></div><p>Bu madde farklı isimlerle, paketlenmiş, raf ömrü uzatılmış gıda ürünlerinin birçoğunda üretim sırasında kaybettiği tat ve kokuyu geri kazandırmak ve tadını ziyadeleştirmek için kullanılıyor.</p><p>Sağlık uzmanları bilhassa gebelerin, emziren kadınların ve küçük çocukların katkı maddeli gıdalardan uzak durmasını öneriyor.</p><p>Özellikle hazır çorbalar son zamanlarda artan çeşitleriyle daha cazip görünmeye başladı. Ancak MSG, çikolata, cips, bisküviler, gazlı içecekler, et suları, soslar gibi tatlı, tuzlu fark etmeden her türlü hazır gıdada bulunuyor. Glutamat sayesinde, normalde tadı berbat olan ürünler bile lezzetli algılanıyor. Medical Park Göztepe Hastanesi Gastroentoloji Uzmanı Dr. Hakan Güveli, lezzet artırıcı, renklendirici gibi akla gelebilecek her türlü katkı maddesinin midede asit salınımını artırdığına dikkat çekiyor. Katkı maddelerinin mide hareketlerini ve sindirim sistemini bozabileceğini ifade eden Dr. Güveli, &#8220;Hatta bazen katkı maddelerine bağlı olarak reflü bile görülebiliyor. Bazı mide tümörlerine zemin hazırlayabilirler. Biz her zaman doğal olandan yanayız. Çünkü mide çok hassastır, çabuk tepki verir. İleride kötü sonuçlarla karşılaşmamak için içinde ne olduğunu bilmediğimiz, katkı maddeleri fazla olan, tatlandırıcıların kullanıldığı yiyecekleri asla önermiyoruz.&#8221; diyor.</p><div
class="alignleft"><script type="text/javascript">google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 25.02.2009 */
google_ad_slot = "6016136095";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;</script><br
/> <script src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type="text/javascript"></script></div><p>Glutamat et, peynir, süt, bezelye ve mantar başta olmak üzere besinlerde doğal olarak bulunuyor, ancak doğal glutamat miktarı alerjik reaksiyon oluşturacak kadar yüksek değil. Beslenme ve Diyet Uzmanı Gizem Keservuran, hazır gıdalardaki birçok katkı maddesi gibi &#8216;Mono Sodyum Glutamat&#8217;ın (MSG) da vücuda zararlı olduğu, kanserojen öğeler içerdiği, sinir sistemi üzerinde olumsuz etkileri olduğu gibi bilgilerin çeşitli yayınlarda yer aldığını belirtiyor. Gizem Keservuran şöyle konuşuyor: &#8220;Gıdalar, gıda katkı maddeleri zaman zaman aklanıp zaman zaman karalanıyor. Tüm bunları bir kenara bırakıp özellikle çocuklarımızı katkı maddeli gıdalardan, hazır market ürünlerinden uzak tutmalı, sağlıklı beslenme, doğru besin seçimi konusunda bilinçlenmeliyiz. Gebeler, emziren anneler başta olmak üzere tüm bireyler katkı maddeli hazır gıda tüketiminden sakınmalı, fast food tarzı beslenmeden mümkün olduğunca uzak durmalı.&#8221;</p><p>Prof. Yüksel: Son yıllarda diyabet, otizm ve alerji arttı</p><p>Son yıllarda diyabet, otizm, alerji gibi hastalıkların arttığını belirten Çocuk Hastalıkları Uzmanı Nörolog Prof. Dr. Adnan Yüksel de değişen çevre şartlarına dikkat çekiyor. &#8220;İnsanın genleri değişmediğine göre, bozulan havaya, suya, gıdalarımıza bakmamız lazım. Bunlar dinamik bir organ olan DNA&#8217;yı değiştiriyor.&#8221; diyen Prof. Dr. Yüksel, genetiği değiştirilmiş gıdalardan ve aromatik gıdalardan mümkün olduğunca kaçınılmasını öneriyor. Özellikle hamileleri uyaran Yüksel şu bilgileri veriyor: &#8220;Çocuk doğmadığı dönemde çok hızlı bir gelişim var. Bu dönemde herhangi bir toksik veya doğal olmayan madde etkiler. Aroma artırıcı olarak suni maddeler ekleniyor. Doğal olmuyor o zaman bu gıda. Sentetikleri kullanmamız hastalıkları provoke ediyor, sistemi bozuyor.&#8221;</p><p
align="left"><script type="text/javascript">google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 468x15, oluşturulma 10.03.2009 */
google_ad_slot = "8223481454";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 15;</script><br
/> <script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js"></script></p><p>Amerikalı doktora göre öldüren bir tat</p><p>Amerikalı doktor Russel L. Blaylock, &#8216;Öldüren Tatlar&#8217; adlı ünlü kitabında mono sodyum glutamata geniş yer ayırıyor: &#8220;Mono sodyum glutamat veya E- 621, sosis, hazır soslu makarna, peynir üretiminde, cips, hazır çorbalar ve diyet yiyeceklerde bulunur. Glutamik asit doğal bir amino asittir. Ancak suni olarak bazı sentetik yiyecek maddeleri ile birlikte kullanıldığında son derece zararlı olabilmektedir. Yapılan deneyler hamile annelerin yediği hazır yiyeceklerle MSG gibi tatlandırıcılar kana karışarak plasenta aracılığı ile bebeğin kanına geçmekte, bebeğin beyin ve sinir hücrelerinin gelişimini engellemekte ve hasar vermektedir.&#8221;</p><p>Hazır çorba üreticileri ne dedi?</p><p
align="left"><script type="text/javascript">google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 468x15, oluşturulma 10.03.2009 */
google_ad_slot = "8223481454";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 15;</script><br
/> <script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js"></script></p><p>Knorr hazır çorba adına açıklama yapan Unilever Beslenme Müdürü Berat Nursal Tosun, besinlerde doğal olarak yer alan glutamat ile lezzet artırıcı olan MSG&#8217;nin insan vücudunda aynı şekilde metabolize olduğunu ifade etti. Berat Nursal Tosun, &#8220;Domatesin içinde doğal olarak bulunan glutamat ve MSG ile alınan glutamat arasında hiçbir fark yoktur. Tüm glutamat kaynakları bağırsakta serbest glutamata dönüşür. MSG, besin güvenliği konusunda otorite olan çeşitli uluslararası kuruluşlarca uzun yıllar boyunca incelenmiş ve kararlar doğrultusunda kullanımının tamamen güvenilir olduğu rapor edilmiştir.&#8221; dedi.</p><p>Bizim Mutfak hazır çorbalarla ilgili Ülker&#8217;den yapılan açıklamada &#8216;mono sodyum glutamat&#8217;ın güvenli olduğu ifade edildi. Doğal besinlerde bulunan glutamatın zamanla kaybolan kısmının üretimde glutamat ilavesiyle giderildiği belirtilen açıklamada, &#8220;1991 yılında, Avrupa Gıda Bilimi Komitesi (the European Commission&#8217;s Scientific Committee for Food -SCF), glutamatın güvenli olduğunu doğrulamış, SCF, ayrıca &#8220;Kabul Edilebilir Günlük Alım&#8221; rehberine dahi dahil etmeye gerek olmadığını belirtmiştir.&#8221; denildi.</p><p>Hazır çorba sektöründe öne çıkan Maggi markası adına görüşmek istediğimiz Nestle firmasından bu konuda açıklama yapılmayacağı bildirildi. Tukaş yetkilileri ise yılbaşı itibarıyla kurutulmuş gıda sektöründen çekilecekleri için bu konuya girmek istemediklerini belirtti.</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.sedasayan.net/bilim-adamlarindan-aciklama-hamileler-ve-kucuk-cocuklar-katki-maddeli-gidalardan-uzak-durmali.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>1</slash:comments> </item> <item><title>D vitamini fazlası zehirliyor, zehirlenmenin başlama evresi</title><link>http://www.sedasayan.net/d-vitamini-fazlasi-zehirliyor-zehirlenmenin-baslama-evresi.html</link> <comments>http://www.sedasayan.net/d-vitamini-fazlasi-zehirliyor-zehirlenmenin-baslama-evresi.html#comments</comments> <pubDate>Tue, 25 Aug 2009 09:31:08 +0000</pubDate> <dc:creator>Sorcerer</dc:creator> <category><![CDATA[Anne - Çocuk]]></category> <category><![CDATA[Sağlık]]></category> <category><![CDATA[d vitamini]]></category> <category><![CDATA[d vitamini eksikliği hastalıkları]]></category> <category><![CDATA[d vitamini fazla olursa ne olur]]></category> <category><![CDATA[d vitamini ne işe yarar]]></category> <category><![CDATA[d vitamininin vücuttaki etkisi]]></category><guid
isPermaLink="false">http://www.sedasayan.net/?p=1458</guid> <description><![CDATA[Çok fazla D vitamini aldığınız zaman oluşan D vitamini zehirlenmesi, ciddi bir sağlık sorunudur, ancak tedavi edilebilir.
Mayo Clinic&#8217;in web sitesinde yer alan haberde, D vitamini zehirlenmesinin belirtileri ve tedavi yöntemleri belirtiliyor.
Genellikle aşırı dozda D vitamini takviyesi alındığı zaman meydana gelen zehirlenme, yediğiniz yiyeceklerle ya da çok fazla güneş ışığına maruz kalmayla oluşmaz. Çünkü yediğiniz yiyeceklerde [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p><img
class="alignleft" title="D vitamini" src="http://medya.zaman.com.tr/2009/08/25/dvitamini.jpg" alt="" width="150" height="132" />Çok fazla D vitamini aldığınız zaman oluşan D vitamini zehirlenmesi, ciddi bir sağlık sorunudur, ancak tedavi edilebilir.</p><p>Mayo Clinic&#8217;in web sitesinde yer alan haberde, D vitamini zehirlenmesinin belirtileri ve tedavi yöntemleri belirtiliyor.</p><p>Genellikle aşırı dozda D vitamini takviyesi alındığı zaman meydana gelen zehirlenme, yediğiniz yiyeceklerle ya da çok fazla güneş ışığına maruz kalmayla oluşmaz. Çünkü yediğiniz yiyeceklerde çok fazla miktarda D vitamini bulunmaz.<br
/> <span
id="more-1458"></span><br
/> Hatta, vitamin takviyesi alan insanlar arasında D vitamini zehirlenmesinin ender görüldüğünü belirten uzmanlar, karaciğer ya da böbrek hastalığınız varsa veya Thiazide-type diuretikler kullanıyorsanız bu riskin daha yüksek olduğunu söylüyorlar.</p><p
align="left"><script type="text/javascript">google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 468x15, oluşturulma 10.03.2009 */
google_ad_slot = "8223481454";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 15;</script><br
/> <script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js"></script></p><div
class="alignleft"><script type="text/javascript">google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 234x60, oluşturulma 24.07.2009 */
google_ad_slot = "8499041893";
google_ad_width = 234;
google_ad_height = 60;</script><br
/> <script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js"></script></div><p>D vitamini zehirlenmesinin temel sonuçları, kanınızda kalsiyum birikmesidir. Bu da şu belirtilere yol açar: Bulantı, kusma, iştahsızlık, kabızlık, güçsüzlük, kalp ritmi bozuklukları, zihin karışıklığı, böbrek taşları.</p><p>Vitamin zehirlenmesiyle karşılaşıldığında uygulanabilecek tedavi yöntemleri ise vitamin alımını durdurmak, kalsiyum alımını sınırlandırmak, sıvıyla hidrasyon tedavisi ve ciddi vakalarda ise hastanede yatarak tedavidir.</p><p>Gerekli bir besin olan D vitamini için çocukların ve yetişkinlerin günde 50-200 IU almasını öneren yetkililer, 50 yaşın üzerindeki kişilerin ise günde 400-600 IU vitamin alabileceğini açıklıyor.<br
/> <script type="text/javascript">google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 468x60, oluşturulma 14.03.2009 */
google_ad_slot = "5993090288";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;</script><br
/> <script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js"></script></p><p>Ancak, birçok sağlık uzmanı ise bu dozun çok az olduğunu, yetişkinlerin günde 1000-2000 IU D vitamini alması gerektiğini söylüyorlar.</p><p>Kaynak: Zaman Online Servisi</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.sedasayan.net/d-vitamini-fazlasi-zehirliyor-zehirlenmenin-baslama-evresi.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>Hamileyken ne kadar balık yenmeli ?</title><link>http://www.sedasayan.net/hamileyken-ne-kadar-balik-yenmeli.html</link> <comments>http://www.sedasayan.net/hamileyken-ne-kadar-balik-yenmeli.html#comments</comments> <pubDate>Thu, 16 Apr 2009 16:22:32 +0000</pubDate> <dc:creator>Sorcerer</dc:creator> <category><![CDATA[Anne - Çocuk]]></category> <category><![CDATA[Sağlık]]></category> <category><![CDATA[Hamile]]></category> <category><![CDATA[hamile kadın besinleri]]></category> <category><![CDATA[hamile kadın fotoğrafları]]></category> <category><![CDATA[hamile kadınlar neler yemeli]]></category> <category><![CDATA[hamilelik evreleri]]></category> <category><![CDATA[hamileyken ne yapmak gerek]]></category><guid
isPermaLink="false">http://www.sedasayan.net/?p=1140</guid> <description><![CDATA[Hamile kadınlar, hem kendi hem de bebeklerinin sağlığı ve gelişimi için beslenmelerinde mutlaka balık yemeliler. Fakat hamilelerin bebeğin yüksek oranda cıvaya maruz kalmaması için ne kadar balık tüketecekleri çok önemli.
HealthDay News&#8217;deki habere göre Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi, kadınlara haftada 340 gramdan fazla balık tüketmemelerini öneriyor, ancak beslenme uzmanları ve bilim adamlarından oluşan bir koalisyon [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p><img
class="alignleft size-full wp-image-1141" title="hamile-fotografi" src="http://www.sedasayan.net/wp-content/uploads/hamile-fotografi.jpg" alt="hamile-fotografi" width="156" height="125" />Hamile kadınlar, hem kendi hem de bebeklerinin sağlığı ve gelişimi için beslenmelerinde mutlaka balık yemeliler. Fakat hamilelerin bebeğin yüksek oranda cıvaya maruz kalmaması için ne kadar balık tüketecekleri çok önemli.</p><p>HealthDay News&#8217;deki habere göre Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi, kadınlara haftada 340 gramdan fazla balık tüketmemelerini öneriyor, ancak beslenme uzmanları ve bilim adamlarından oluşan bir koalisyon hamile kadınların en az bu kadar balığa ihtiyacı olduğu konusunda ısrar ediyorlar.</p><p>Ulusal Sağlıklı Anneler ve Bebekler Koalisyonu&#8217;ndan Judy Meehan, &#8220;Son veriler bize kadınların halen yeterince balık yemediklerini gösteriyor, bu gerçekten korkutucu. Beyin gelişimi için Omega 3 elde etmenin yolu balık yemektir&#8221; dedi.<br
/> <span
id="more-1140"></span></p><div
class="alignleft"><script type="text/javascript">google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 250x250, oluşturulma 25.02.2009 */
google_ad_slot = "6016136095";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;</script><br
/> <script src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type="text/javascript"></script></div><p>İngiliz ve Amerikalı araştırmacılar, 2007 yılında Lancet dergisinde yayınladıkları araştırmada, tavsiye edilen balık miktarını azaltmanın çocuğun zihinsel gelişimine zarar verebileceğini söylediler. Yaptıkları çalışmada, hamileliği süresince haftada en az 3 porsiyon balık yiyen annelerin çocuklarının zihinsel fonksiyon testlerinde daha iyi performans gösterdiklerini açıkladılar.</p><p>Başka bir çalışmada, Harvard Tıp Fakültesi&#8217;nden Dr. Emily Oken&#8217;in başkanlığındaki araştırma ekibi, balığın beyne yararlı bir besin olduğunu ortaya koysa da hamilelik döneminde düşük cıva oranına sahip balıkları tercih etmelerinin önemine dikkat çekiyor.</p><p>Oken, 3 yaşındaki 341 çocuğu inceledi ve annesi hamilelik döneminde haftada iki porsiyondan fazla balık yiyenlerin sözel, görsel ve motor gelişimine dair testlerde daha iyi performans gösterdiklerini ortaya çıkardı. Ancak diğer tarafta kanlarındaki cıva seviyesi nispeten yüksek çıkan annelerin çocuklarının test sonuçları yaşıtlarına göre daha düşük kaldı. Oken, haftada ortalama 400 gram balık tüketen hamile kadınların çocuklarının gelişimlerinin yüzde 30 daha iyi olduğunu söyledi.</p><p
align="center"><script type="text/javascript">google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 468x15, oluşturulma 10.03.2009 */
google_ad_slot = "8223481454";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 15;</script><br
/> <script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js"></script></p><p>Diğer bir çalışmada ise 25 bin 446 çocuk incelendi. Hamileliği boyunca anneleri daha fazla balık yiyen çocukların daha iyi motor ve bilişsel test skorlarına sahip olduğu bulundu.<br
/> <script type="text/javascript">google_ad_client = "pub-2087985575086194";
/* 468x60, oluşturulma 14.03.2009 */
google_ad_slot = "5993090288";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;</script><br
/> <script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js"></script></p><p>FDA, hamile bayanların köpekbalığı, kılıçbalığı, kral uskumru ve bir çeşit levrek (tilefish) yememelerini, çünkü içerdikleri yüksek cıva seviyelerinin bebeğe zarar verebileceği sebebiyle uyardı. FDA, hamilelerin cıva oranı düşük balıkları tercih etmelerini ve haftada 340 gramdan fazla balık tüketmemelerini öneriyor.</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.sedasayan.net/hamileyken-ne-kadar-balik-yenmeli.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> </channel> </rss>
<!-- Performance optimized by W3 Total Cache. Learn more: http://www.w3-edge.com/wordpress-plugins/

Minified using disk
Page Caching using disk (user agent is rejected)
Database Caching 8/15 queries in 0.009 seconds using disk

Served from: www.sedasayan.net @ 2010-08-01 08:42:30 -->