<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?> <rss
version="2.0"
xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
><channel><title>Seda Sayan &#187; Kadınca</title> <atom:link href="http://www.sedasayan.net/marketing/kadinca/feed" rel="self" type="application/rss+xml" /><link>http://www.sedasayan.net</link> <description></description> <lastBuildDate>Fri, 06 Jan 2012 18:13:39 +0000</lastBuildDate> <language>en</language> <sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod> <sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency> <generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator> <item><title>Bardak çekme yöntemi yeniden tercih ediliyor</title><link>http://www.sedasayan.net/bardak-cekme-yontemi-yeniden-tercih-ediliyor.html</link> <comments>http://www.sedasayan.net/bardak-cekme-yontemi-yeniden-tercih-ediliyor.html#comments</comments> <pubDate>Wed, 06 Apr 2011 13:04:14 +0000</pubDate> <dc:creator>Sorcerer</dc:creator> <category><![CDATA[Sağlık]]></category><guid
isPermaLink="false">http://www.sedasayan.net/?p=1951</guid> <description><![CDATA[Geleneksel şifa yöntemi bardak çekme; modern tıp tarafından güncellendi ve aralarında Victoria Beckham&#8217;ın da olduğu dünya yıldızlarını rahatlatmaya başladı Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Rabia Cerrah Karanfil, &#8216;kupa terapisi&#8217; denen yöntemin, ilaç kullanmak istemeyenlerin tercihi olduğunu söyledi. MORARIP İYİLEŞİYOR Sabah&#8217;taki habere göre, Dr. Karanfil, 3 bin yıllık geçmişi olan tedaviyle ilgili şu bilgileri verdi: [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p><img
class="alignleft" src="http://im.haberturk.com/2011/04/06/618149_detay.jpg?1302093067" alt="Bardak çekme yöntemi yeniden tercih ediliyor" width="206" height="211" /><strong>Geleneksel şifa yöntemi bardak çekme; modern tıp tarafından güncellendi ve aralarında Victoria Beckham&#8217;ın da olduğu dünya yıldızlarını rahatlatmaya başladı</strong></p><p>Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Rabia Cerrah Karanfil, &#8216;kupa terapisi&#8217; denen yöntemin, ilaç kullanmak istemeyenlerin tercihi olduğunu söyledi.</p><p><strong>MORARIP İYİLEŞİYOR</strong><br
/> Sabah&#8217;taki habere göre, Dr. Karanfil, 3 bin yıllık geçmişi olan tedaviyle ilgili şu bilgileri verdi: &#8220;Kas spazmı olarak bilinen rahatsızlıklarda, adale içinde yorgunluğa neden olan laktik asit ağrı yapar. Kupa terapisi ile sertleşen bölgedeki kan dolaşımı artırılarak laktik asit uzaklaştırılır, idrar yolu ile atılır. Vakumla oluşan morarma sayesinde de, beden sahip olduğu tüm yapıcı ve iyileştirici kimyasalları o bölgeye yönlendirir. Tüm kas, eklem ve sinir yapıları onarılarak iyileşir.&#8221;</p><p><strong>NELERE İYİ GELİYOR?</strong><br
/> Aşırı yorgunluğun azaltılması.<br
/> Soğuk algınlığı sonucu vücutta oluşan kırgınlıkların giderilmesi.<br
/> Kaza sonrası yaşanan kas ağrılarının tedavisi.<br
/> Baş ağrısı ve bel tutulması.<br
/> Kürek ve kol kemiği, eklem ve bel kasları zorlanmalarına bağlı ağrılar.<br
/> Sinirsel kasılmalar.<br
/> Bel ve boyun bölgesindeki disk kayması sonucu oluşan ağrılar.<br
/> Romatizmanın neden olduğu rahatsızlıklar.<br
/> Vücutta kireçlenme sonucunda oluşan ağrılar.</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.sedasayan.net/bardak-cekme-yontemi-yeniden-tercih-ediliyor.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>Gripten korunma yolları &#8211; Nezleden korunma yolları</title><link>http://www.sedasayan.net/gripten-korunma-yollari-nezleden-korunma-yollari.html</link> <comments>http://www.sedasayan.net/gripten-korunma-yollari-nezleden-korunma-yollari.html#comments</comments> <pubDate>Mon, 18 Oct 2010 20:25:50 +0000</pubDate> <dc:creator>Yunus</dc:creator> <category><![CDATA[Anne - Çocuk]]></category> <category><![CDATA[Bilgi]]></category> <category><![CDATA[Haberler]]></category> <category><![CDATA[Sağlık]]></category> <category><![CDATA[grip olmamak için ne yapmak lazım]]></category> <category><![CDATA[gripten korunma yolları]]></category> <category><![CDATA[nane limon]]></category> <category><![CDATA[nane limon faydaları]]></category> <category><![CDATA[nane limon nasıl yapılır]]></category> <category><![CDATA[nezle nedir]]></category> <category><![CDATA[nezleden korunma yolları]]></category><guid
isPermaLink="false">http://www.sedasayan.net/?p=1886</guid> <description><![CDATA[Diyarbakır Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdurrahman Şenyiğit, hafif seyreden grip ve nezleye karşı kesinlikle antibiyotik alınmamasını, nane-limon kaynatılıp içmenin en sağlıklı yöntemlerden biri olduğunu hatırlattı. Prof. Dr. Şenyiğit, hava değişikliği nedeniyle soğuk algınlığı ve benzeri hastalıklara karşı insanların dikkatli ve bilinçli olmaları gerektiğini söyledi. Bu dönemlerde üst [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p><img
class="alignleft" title="nane limon" src="http://medya.zaman.com.tr/2010/10/16/cay.jpg" alt="gripten korunma yolları" width="170" height="136" />Diyarbakır Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdurrahman Şenyiğit, hafif seyreden grip ve nezleye karşı kesinlikle antibiyotik alınmamasını, nane-limon kaynatılıp içmenin en sağlıklı yöntemlerden biri olduğunu hatırlattı.</p><p>Prof. Dr. Şenyiğit, hava değişikliği nedeniyle soğuk algınlığı ve benzeri hastalıklara karşı insanların dikkatli ve bilinçli olmaları gerektiğini söyledi. Bu dönemlerde üst solunum yolu enfeksiyonlarının arttığına dikkat çeken Şenyiğit, &#8220;Nezle virüslerle meydana gelen bir hastalıktır ve hafif seyreder. Grip ise daha ani başlayan ve sıklıkla ateşin daha yüksek seyrettiği bir hastalıktır. Bu iki hastalık bu dönemde görülebilir.&#8221; diye konuştu.</p><p><span
id="more-1886"></span></p><p>Grip ve nezlenin bazı risk gruplarında ciddi sorunlara sebep olduğunu dile getiren Prof. Dr. Şenyiğit, yaşlılarda, akciğer hastalığı olanlarda, şeker, böbrek hastalığı olanlarda ve çocuklarda ciddi gribal enfeksiyonların görülebileceğini kaydetti. Şenyiğit, &#8220;Bu gruplara grip aşısını tavsiye ediyoruz. Bu yılki aşı kapsamına domuz gribi de alındı. Aşı yapılması durumunda domuz gribine karşı da bir vücut direnci sağlanmış oluyor.&#8221; diye konuştu. Yüksek ateş, kas ve baş ağrısı şikâyeti bulunan kişilerin dikkatli olmasını isteyen Şenyiğit, şunları söyledi: &#8220;Dikkat edilmesi gereken şudur; gripte ve nezlede antibiyotik kullanmanın yeri yoktur. Mutlak suretle ninelerimizin önerdiği tedavi hâlâ geçerlidir. Nane limon kaynatılıp içilmesi en uygun yöntemdir. Ama çok yüksek ateş varsa, büyük halsizlik varsa o zaman hekime başvurulmalı.&#8221;</p><p>Kaynak : Zaman.Com.TR</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.sedasayan.net/gripten-korunma-yollari-nezleden-korunma-yollari.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>1</slash:comments> </item> <item><title>Sağlıklı beslenmenin 10 yolu</title><link>http://www.sedasayan.net/saglikli-beslenmenin-10-yolu.html</link> <comments>http://www.sedasayan.net/saglikli-beslenmenin-10-yolu.html#comments</comments> <pubDate>Wed, 15 Sep 2010 21:24:41 +0000</pubDate> <dc:creator>Yunus</dc:creator> <category><![CDATA[Diyet]]></category> <category><![CDATA[Güzellik]]></category> <category><![CDATA[Sağlık]]></category> <category><![CDATA[beslenme]]></category> <category><![CDATA[düzenli beslenme]]></category> <category><![CDATA[nasıl sağlıklı beslenebilirim]]></category> <category><![CDATA[sağlıklı beslenme]]></category> <category><![CDATA[sağlıklı beslenme koşulları]]></category> <category><![CDATA[sağlıklı beslenme yolları]]></category><guid
isPermaLink="false">http://www.sedasayan.net/?p=1872</guid> <description><![CDATA[Günümüz koşullarında artık birçok insan sağlıklı beslenmeye zaman ayırmıyor. Kadınlar akşam eve gidince marketten aldığı hazır yemeklerle günü kurtarmaya çalışıyor. Ancak, bu gıdalarda bol miktarda tuz, yağ, kolesterol ve katkı maddesi var ve sık tüketilmesi sağlığınız için zararlı. HowStuffWorks isimli internet sitesinde yer alan habere göre, her yemekte yapacağınız küçük değişikler sayesinde daha sağlıklı beslenebilirsiniz. [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p><img
class="alignleft" title="Sağlıklı beslenme" src="http://medya.zaman.com.tr/2010/09/15/beslenme.jpg" alt="" width="157" height="126" />Günümüz koşullarında artık birçok insan sağlıklı beslenmeye zaman ayırmıyor. Kadınlar akşam eve gidince marketten aldığı hazır yemeklerle günü kurtarmaya çalışıyor. Ancak, bu gıdalarda bol miktarda tuz, yağ, kolesterol ve katkı maddesi var ve sık tüketilmesi sağlığınız için zararlı.</p><p>HowStuffWorks isimli internet sitesinde yer alan habere göre, her yemekte yapacağınız küçük değişikler sayesinde daha sağlıklı beslenebilirsiniz. İşte sizin ve ailenizin sağlıklı beslenmesi için izleyebileceğiniz birkaç küçük adım:</p><p>1. Evinizde atıştırmalıkların oranını değiştirin. Kalorili yiyeceklerin yerine yavaş yavaş ve kademeli olarak daha fazla meyve ve sağlıklı atıştırmalıklar tüketin. Örneğin, küçük bir paket cips yerine 3 çeşit meyve (elma, portakal, üzüm) yiyebilirsiniz.</p><p><span
id="more-1872"></span></p><p>2. Markete alışverişe gittiğinizde zamanınızı abur cuburların olduğu reyonlarda değil, taze meyve, sebze, balık gibi yağı ve kolesterolü az, şekersiz, sağlıklı yiyeceklerin bulunduğu reyonlarda geçirin.</p><p>3. Yediğiniz yiyeceklerin etiketlerini okuyun. Fakat ürünlerin az yağlı ya da diyet olması her zaman en sağlıklı oldukları anlamına gelmiyor. Eğer yağı azsa, tuzu fazla olabiliyor ya da şekeri azsa yağı fazla olabiliyor.</p><p>4. Makul ölçüdeki porsiyonları seçin. Avuç içinizi yemeğiniz ölçüsü olarak düşünün. Kimileri yumruğunun büyüklüğünü hesaplar. Ancak bu çok fazladır.</p><p>5. Tat tomurcuklarınızı, davranışlarınızı ve beyninizi iyi yemek seçeneklerine karşı tekrar eğitin. Elmanın ya da portakalın doğal tadı şekerli atıştırmalıkla rekabet edemez. Fakat siz sağlıklı yiyeceklerin doğal tatlarını yeniden öğrenmelisiniz. Atıştırmalık yerine daha fazla meyve ve sebze seçerek işe başlayın. Sık sık yedikçe dilinizdeki tat dokuları bu tatlara alışacaktır.</p><p>6. Yağlı yiyeceklere karşı temel alternatifleri öğrenin. Mayonez yerine hardalı tercih edin, çünkü hardalda daha az kalori ve yağ var. Beyaz pirinç yerine kahverengi pirinç, tam buğday, çavdar ya da yulaf ekmeğini seçin. Kırmızı et yerine hindi, tavuk gibi beyaz eti tercih edin. Yiyeceklerinizi kızartmak yerine fırında pişirin ya da ızgara yapın. Hazır meyve suyu ve soda yerine su için. Bazı meyve sularında karbonhidrat ve kalori bulunuyor. Makarna ya da salatanız için az kalorili sosları tercih edin. Yağlı süt yerine yağsız süt ve yarım yağlı peynir tüketin. Patates cipsi ya da kızartması yerine buharda pişireceğiniz sebzeleri yiyebilirsiniz.</p><p>7. Tabağınızda daha fazla renk olması daha iyidir. Vücudunuz için gerekli farklı besinleri seçerek farklı renklere sahip yiyeceklerle güzel bir tabak hazırlayabilirsiniz. Yeni meyve ve sebze kombinasyonlarını deneyin. Soğuk algınlığına, kanserlere ve diğer hastalıklara karşı savaşan çeşitli yiyeceklerle beslenin.</p><p>8. Öğün atlamayın. Özellikle de kahvaltı yapmadan güne başlamayın. Öğün atlamak iştahınızı artırır. Yaktığınızdan daha fazla yağ depolarsınız. Biraz daha fazla abur cubur yiyebilirsiniz, ancak bunları sağlıklı atıştırmalıklardan seçin.</p><p>9. Yatmadan 2,5 ya da 3 saat önce bir şeyler yemeyin. Gün içinde yediklerinizin son kalıntılarını yakması için vücudunuza şans tanıyın.</p><p>10. Diyet yapmayıp yaşam tarzınızda değişiklikler yaptığınızın farkında olun. Herkesin farklı programı vardır. Sizin için en iyisini bulun. Buna göre yiyeceklerinizi seçin. Fakat sağlıklı yiyecekleri tercih edin.</p><p>Kaynak : zaman</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.sedasayan.net/saglikli-beslenmenin-10-yolu.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>1</slash:comments> </item> <item><title>Lenf ödemi kanserlileri tehdit ediyor</title><link>http://www.sedasayan.net/lenf-odemi-kanserlileri-tehdit-ediyor.html</link> <comments>http://www.sedasayan.net/lenf-odemi-kanserlileri-tehdit-ediyor.html#comments</comments> <pubDate>Mon, 13 Sep 2010 18:11:18 +0000</pubDate> <dc:creator>Sorcerer</dc:creator> <category><![CDATA[Sağlık]]></category><guid
isPermaLink="false">http://www.sedasayan.net/?p=1870</guid> <description><![CDATA[Lenf ödem, lenf düğümleri ve lenf kanallarının hasara uğramasıyla, lenf suyu dolaşımının bozulması sonucu kol, bacak ve gövdede şişme olarak tanımlanıyor. Uzmanlar, kolda ve bacakta hissizlik, sertlik ve ağrı gibi belirtiler veren lenf ödem, özellikle kanserli hastaları tehdit ettiğini belirterek, erken tanının önemine işaret ediyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr Emin Dişli, fizik tedavi [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p><a
href="http://www.sedasayan.net/wp-content/uploads/lenf-kanseri.jpg"><img
class="alignleft size-full wp-image-1869" title="lenf kanseri" src="http://www.sedasayan.net/wp-content/uploads/lenf-kanseri.jpg" alt="" width="290" height="298" /></a>Lenf ödem, lenf düğümleri ve lenf kanallarının hasara uğramasıyla, lenf suyu dolaşımının bozulması sonucu kol, bacak ve gövdede şişme olarak tanımlanıyor. Uzmanlar, kolda ve bacakta hissizlik, sertlik ve ağrı gibi belirtiler veren lenf ödem, özellikle kanserli hastaları tehdit ettiğini belirterek, erken tanının önemine işaret ediyor.</p><p>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr Emin Dişli, fizik tedavi ile lenf ödemden kurtulmanın mümkün olduğunu anlatıyor.</p><p>Uzmanı Dr Emin Dişli, şu bilgileri verdi: &#8220;Vücudumuzda kan dolaşımı ve lenf dolaşımı olmak üzere iki tip dolaşım var. Lenf sıvısı lenf damarıyla taşınan, akyuvardan zengin vücut sıvısı. Bu sıvının içinde, hücreler için gerekli besin ve oksijen yer alıyor. Hücreler, ihtiyacı olan maddeleri aldıktan sonra atık maddeleri de ortama bırakıyorlar. Bu atıklar lenf sıvısı içinde taşınıyor ve lenf nodüllerinden süzüldükten sonra, temiz lenf sıvısı tekrar dolaşıma katılıyor. Dolayısı ile lenfatik sistem, bağışıklık sistemi ile beraber çalışarak vücut savunmasında rol alıyor. Çeşitli nedenlerle bu lenf düğümleri ve lenf kanalları hasara uğrarsa lenf suyunun dolaşımı bozuluyor. Sıklıkla kollarda ve bacaklarda, zamanla da gövde de şişmeye neden olan bu durum, lenf ödem olarak biliniyor.&#8221;</p><p>KANSERLİ HASTALAR RİSK ALTINDA</p><p><span
id="more-1870"></span></p><p>Lenf ödeminde kanserli hastaların risk altında olduğunu aktaran Dr. Emin Dişli, kanserli hastaların yapması gerekenleri şöyle sıraladı: &#8220;Lenf ödem, özellikle kanserli hastalarda önemli bir sorun. Özellikle meme kanserli hastalar, lenf nodu çıkarımı ve radyoterapi uygulanması nedeniyle lenf ödem açısından yüksek risk altındalar. Kanser dolayısıyla göğsü alınan ve lenf notları çıkarılan kişilerde; aylar hatta yıllar sonra lenf ödem gelişiyor. Lenf ödem, kozmetik deformitelere, fonksiyonel kayıplara, psikolojik bozukluklara neden olabiliyor. Hastanın ev, iş, sosyal ve cinsel yaşamını, dolayısıyla yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Bu nedenle lenf ödemin erken tanınması önemli.&#8221;</p><p>Dişli, hastalığın belirtilerinin de şunlar olduğunu aktardı:</p><p>Kolda veya bacakta bu bulgular varsa, lenf ödem yönünden dikkatli olunmalı. Hissizlik. Sertlik. Ağırlık. Hissi ve ağrı. Kızarma. Enfeksiyon.</p><p>Tedavisi ise şöyle: Geçmiş yıllarda lenf ödem tedavisi neredeyse imkansızdı. Günümüzde daha etkin tedavi yöntemleriyle daha ılımlı duruma geldi. Tedavi; üst ve alt ekstremite cilt bakımı, pozisyonlama, egzersiz programları, manuel lenf drenajı ve kompleks boşaltıcı fizyoterapi teknikleri gibi uygulamaları kapsıyor. Lenf ödem tedavisi; fizik tedavi ünitelerinde, konusunda uzman doktor ve fizyoterapistler tarafından uygulanmalı.</p><p>Lenf ödem riski olan veya lenf ödem olan kolda ve bacakta dikkat edilmesi gerekenler ise şöyle; Cilt temiz tutulmalı. Deri; enfeksiyondan, travmadan, bıçak kesiğinden, güneş yanığından korunmalı. Kompresyon giysileri giyilmeli. Sıkı giysiler giyilmemeli.</p><p>Cihan</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.sedasayan.net/lenf-odemi-kanserlileri-tehdit-ediyor.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>1</slash:comments> </item> <item><title>Batı Nil hastalığı ( virüsü ) Türkiyede</title><link>http://www.sedasayan.net/bati-nil-hastaligi-virusu-turkiyede.html</link> <comments>http://www.sedasayan.net/bati-nil-hastaligi-virusu-turkiyede.html#comments</comments> <pubDate>Wed, 08 Sep 2010 09:58:16 +0000</pubDate> <dc:creator>Yunus</dc:creator> <category><![CDATA[Haberler]]></category> <category><![CDATA[Sağlık]]></category> <category><![CDATA[batı nil hastalığı]]></category> <category><![CDATA[batı nil hastalığı öldürür mü?]]></category> <category><![CDATA[batı nil hastalığından korunma yolları]]></category> <category><![CDATA[batı nil nastalığı nedir]]></category> <category><![CDATA[batı nil virüsü]]></category> <category><![CDATA[nil hastalığı belirtileri]]></category> <category><![CDATA[nil hastalığından ölenler]]></category> <category><![CDATA[nil virüsü sebepleri]]></category><guid
isPermaLink="false">http://www.sedasayan.net/?p=1824</guid> <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, Batı Nil Virüsü enfeksiyonu vakalarına Türkiye&#8217;de de rastlanıldığını açıkladı. Sağlık Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği&#8217;nden yapılan açıklamada, &#8221;Batı Nil Virüsü enfeksiyonu vakalarına Türkiye&#8217;de de rastlanılmıştır&#8221; denildi. Konuyla ilgili olarak bugün Bilim Kurulu ve Bakanlık yetkililerinin katılacağı basın toplantısı yapılacak. Avrupa&#8217;nın çeşitli ülkelerinde ölümlere yol açan ve Türkiye&#8217;de de kendini gösteren &#8221;Batı Nil [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p><img
class="alignleft" title="batı nil hastalığı" src="http://medya.zaman.com.tr/2010/09/08/nil.jpg" alt="" width="135" height="108" />Sağlık Bakanlığı, Batı Nil Virüsü enfeksiyonu vakalarına Türkiye&#8217;de de rastlanıldığını açıkladı.</p><p>Sağlık Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği&#8217;nden yapılan açıklamada, &#8221;Batı Nil Virüsü enfeksiyonu vakalarına Türkiye&#8217;de de rastlanılmıştır&#8221; denildi.</p><p>Konuyla ilgili olarak bugün Bilim Kurulu ve Bakanlık yetkililerinin katılacağı basın toplantısı yapılacak.</p><p>Avrupa&#8217;nın çeşitli ülkelerinde ölümlere yol açan ve Türkiye&#8217;de de kendini gösteren &#8221;Batı Nil Virüsü Enfeksiyonu&#8221; özellikle yaşlılar, çocuklar, hamileler ve HIV/AIDS hastaları gibi bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde hayati risk taşıyor.</p><p>AA muhabirinin Sağlık Bakanlığı Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü&#8217;nden edindiği bilgiye göre, hastalık özellikle kaynağı kargalar olan rezervuarlardan &#8221;Culex&#8221; türü sivrisinekler aracılığı ile insanlara, atlara ve diğer memelilere bulaşıyor.</p><p>Bulaşma, çoğunlukla sivrisinek popülasyonunun aktif olduğu sıcak havalarda meydana geliyor. Bunların dışında kan yoluyla, organ ve doku nakilleriyle, anneden bebeğe anne karnında ve emzirme sırasında söz konusu olabiliyor.</p><p><span
id="more-1824"></span><br
/><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-4127337456386275";
/* 125x125, oluşturulma 26.08.2010 */
google_ad_slot = "0524076961";
google_ad_width = 125;
google_ad_height = 125;
//-->
</script><br
/><script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script><br
/> Hastalık, virüsün bulaştığı kişilerde çoğu kez hiçbir belirti ve bulgu vermiyor. Genellikle kişiler farkına bile varmıyor. Yaklaşık yüzde 20 oranında ise Batı Nil ateşi adı verilen, hafif bir enfeksiyon gelişiyor ve tam iyileşme gerçekleşiyor.</p><p>Yaşlılar, çocuklar, hamileler ve HIV/AIDS hastaları gibi bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde Batı Nil virüsü çok ciddi olabiliyor ve beyin iltihaplanmasına ya da beyni ve omuriliğini çevreleyen zarlarda iltihaplanmaya yol açabiliyor. Virüse yakalananların yaklaşık yüzde 1&#8242;inden daha azında, şiddetli hastalık görülüyor ve az sayıda vakada Batı Nil virüsü ölümcül olabiliyor.<br
/><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-4127337456386275";
/* 125x125, oluşturulma 26.08.2010 */
google_ad_slot = "0524076961";
google_ad_width = 125;
google_ad_height = 125;
//-->
</script><br
/><script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script><br
/> -ATEŞLE KENDİNİ GÖSTEREN HASTALIĞIN AŞISI YOK-</p><p>Verilen bilgiye göre hastalık, kendini ilk olarak ateş ile gösteriyor. Bu belirtileri, baş ağrısı, kas ağrıları, iştah kaybı, bulantı, kusma ve ishal, ciltte kızarıklık, lenf bezlerinin şişmesi, coğrafi dağılım izliyor.</p><p>Hastalıktan korunmak için herhangi bir aşı mevcut değil.</p><p>-ÖNLEMLER-</p><p>Batı Nil Virüsünden korunmak için özelikle hasta veya ölmekte olan kuşlara dikkat edilmesi gerekiyor.</p><p>Sivrisineklerin hakim olduğu saatlerde, özellikle gün ağarırken, akşam karanlığında ve akşamın erken saatlerinde gereksiz dış mekan faaliyetlerinden kaçınılması öneriliyor.</p><p>Sivrisineklerin istila ettiği alanlarda uzun kollu gömlek ve pantolon giyilmesi tavsiye ediliyor.</p><p>Cilt üzerine ve giysilere yoğunluğu yüzde 10 ila yüzde 30 arasında değişen sivrisinek kovucu ilaç sürülmesi öneriliyor. Yoğunluğu yüzde 10 olan bir koruyucunun yaklaşık iki saat etkili olduğuna ise dikkat çekiliyor.</p><p>-BATI NİL VİRÜSÜ-</p><p>Batı Nil virüsü, ilk olarak 1930&#8242;ların sonunda Afrika&#8217;da ortaya çıktı. O zamandan bu yana Asya, Avrupa, Orta Doğu ile Kuzey ve Güney Amerika&#8217;da yayılan hastalık, Birleşik Devletler&#8217;de ilk olarak 1999&#8242;daki Doğu Kıyısı salgıyla görüldü.</p><p>Sivrisineklerin virüs taşıdığı bölgelere gitmek veya o bölgelerde yaşamak Batı Nil virüsüne yakalanma riskini artırıyor.</p><p>-YOLCULAR İÇİN RİSK-</p><p>Ilıman bölgelerde Batı Nil virüsü, ilkbahar sonlarında başlayan, genellikle Ağustos ve Eylül aylarında doruğa ulaşan bir mevsimsel kalıp izliyor.</p><p>Güney iklimlerinde yaşayan insanlar, bütün bir yıl boyunca enfeksiyona yakalanma riski ile karşı karşıya bulunuyor.</p><p>-DÜNYADA HASTALIK NEDENİYLE ÖLÜ SAYISI ARTIYOR-</p><p>Bu arada, Yunanistan&#8217;da geçen ay ortaya çıkan Batı Nil virüsü nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısının 18&#8242;e ulaştığı bildirildi.</p><p>Yerel basında yer alan haberlerde, Batı Nil Virüsünün bulaştığı tespit edilenlerin sayısının 177 olduğu, hastanelerde 9 hastanın yoğun bakım ünitelerinde tutulduğu açıklandı. Özellikle Yunanistan&#8217;ın kuzeyinde görülen vakalarda hayatını kaybedenlerin büyük bölümünü 70 yaş üstü hastalar oluşturuyor.</p><p>Hastalığın Romanya&#8217;da da görüldüğü ve ölümlere yol açtığı kaydedildi.</p><p>-HASTALIK TÜRKİYE&#8217;DE-</p><p>Sağlık Bakanlığı bugün Batı Nil Virüsü enfeksiyonu vakalarına Türkiye&#8217;de de rastlanıldığını açıkladı.</p><p>Öte yandan, Manisa Devlet Hastanesinde ateş, baş ağrısı, bilinç değişikliği ve vücutta döküntüler sonucu gelişen bir hastalığa bağlı olarak 6 kişinin ölümünün ardından, şüphelenilen Batı Nil Virüsü Enfeksiyonu ile ilgili olarak Sağlık Bakanlığı, hastalıkla ilgili olarak yapılan analiz sonuçlarına göre, ilk bulgularda herhangi bir enfeksiyonun şu ana kadar saptanmadığını bildirmişti. Yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verilmişti:</p><p>&#8221;Bilim kurulumuz 26 Ağustos 2010 tarihinde yaptığı son toplantıda, Manisa&#8217;dan gelen uzmanla birlikte tüm vakalar ayrıntılı biçimde tekrar değerlendirmiştir.</p><p>Bu değerlendirme sonucunda hastaların genellikle ileri yaşlarda ve altta yatan kronik hastalıklarının olduğu, bir kısmının uzun süre güneş altında çalıştığı veya yürüdüğü belirlenmiştir. Dolayısıyla hayatını kaybeden 6 hastanın ölüm sebebi, benzer bulgularla seyreden hastalıkların kümelenmesi şeklinde yorumlanmıştır.</p><p>Hastalığın 20 Ağustos 2010 tarihinden itibaren görülmediği, bu durumun hava sıcaklığında ciddi düşmelerin olduğu tarihlerle örtüştüğü görülmüştür.</p><p>Hastalığın görüldüğü dönemde komşu ülkelerde benzer belirtilerle seyreden hastalıklar olması nedeniyle konu bu yönüyle de araştırılmaktadır. Bu değerlendirme paralelinde hastalığın 2 hafta süreyle takip edilmesine ve ileri tetkiklere devam edilmesine karar verilmiştir.&#8221;</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.sedasayan.net/bati-nil-hastaligi-virusu-turkiyede.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>1</slash:comments> </item> <item><title>Kırmızı göz hastalığı ve hastalıktan korunma yolları</title><link>http://www.sedasayan.net/kirmizi-goz-hastaligi-ve-hastaliktan-korunma-yollari.html</link> <comments>http://www.sedasayan.net/kirmizi-goz-hastaligi-ve-hastaliktan-korunma-yollari.html#comments</comments> <pubDate>Wed, 18 Aug 2010 09:25:52 +0000</pubDate> <dc:creator>Yunus</dc:creator> <category><![CDATA[Sağlık]]></category> <category><![CDATA[kırmızı göz hastalığı]]></category> <category><![CDATA[kırmızı göz hastalığı belirtileri]]></category> <category><![CDATA[kırmızı göz hastalığı tedavisi]]></category> <category><![CDATA[kırmızı göz hastalığından korunma]]></category><guid
isPermaLink="false">http://www.sedasayan.net/?p=1811</guid> <description><![CDATA[Son günlerde yayılan &#8216;kırmızı göz&#8217; hastalığıyla ilgili uzmanlar uyarılarına devam ediyor. Hastalığın salgın halinde büyük bir soruna dönüşebileceği uyarısında bulunan uzmanlar, &#8220;Bunu engellemenin en önemli yolu; hijyendir.&#8221; görüşünü dile getiriyor. Memorial Şişli Hastanesi Göz Merkezi&#8217;nden, Op. Dr. Mustafa Temel, pek çok hastalıkta ortaya çıkabilen ama özellikle yaz aylarında gözde enfeksiyonlara neden olan bakteri ve virüslerle [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p><img
class="alignleft" title="kırmızı göz hastalığı" src="http://medya.zaman.com.tr/2010/08/18/goz1.jpg" alt="" width="138" height="111" />Son günlerde yayılan &#8216;kırmızı göz&#8217; hastalığıyla ilgili uzmanlar uyarılarına devam ediyor. Hastalığın salgın halinde büyük bir soruna dönüşebileceği uyarısında bulunan uzmanlar, &#8220;Bunu engellemenin en önemli yolu; hijyendir.&#8221; görüşünü dile getiriyor.<br
/><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2295579041937158";
/* 250x250, oluşturulma 24.05.2010 */
google_ad_slot = "3413262440";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br
/><script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p><p>Memorial Şişli Hastanesi Göz Merkezi&#8217;nden, Op. Dr. Mustafa Temel, pek çok hastalıkta ortaya çıkabilen ama özellikle yaz aylarında gözde enfeksiyonlara neden olan bakteri ve virüslerle kendini gösteren &#8216;kırmızı göz&#8217; hakkında bilgi verdi. Temel, hastalığın belirtilerinin; kanlanma, yanma ve kaşıntı olduğunu ifade etti. Temel, &#8220;Özellikle yaz aylarında ortaya çıkan alerji ve enfeksiyonlar, gözlerde kanlanma ve yanma gibi şikayetlere neden olmaktadır. &#8220;Kırmızı göz&#8221; olarak adlandırılan hastalığa çoğu zaman virüsler veya bakteriler neden olmaktadır. Aşırı sıcaklar nedeniyle de, bu mikroplar hastalığın bir salgın haline dönüşmesine zemin hazırlamaktadır.&#8221; dedi.</p><p><span
id="more-1811"></span></p><p>HAVUZ SUYU, GÖZDE ENFEKSİYONA NEDEN OLUYOR<br
/><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2295579041937158";
/* 120x90, oluşturulma 22.07.2010 */
google_ad_slot = "5709637936";
google_ad_width = 120;
google_ad_height = 90;
//-->
</script><br
/><script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script><br
/> Vücut direncinin düşük olduğu kansızlık, diyabet, ileri zayıflık, zayıf hijyen şartları gibi durumların enfeksiyona yakalanma olasılığını artırdığını kaydeden Temel, &#8220;Enfeksiyon da, gözde kızarıklık ve kaşıntı gibi belirtiler ile &#8216;kırmızı göz&#8217;e zemin hazırlamaktadır. Aşırı sıcakların yaşandığı bu dönemde, hastalarda enfeksiyonun bütün belirtileri artmaktadır. Sulanma, kızarıklık, çapaklanma, kapaklarda şişlik, yanma, batma, kaşıntı, ışıktan rahatsızlık, en çok görülen belirtilerdir. Hastalığın ortaya çıkmasında deniz-havuz teması, ortak malzeme kullanımı, yakın temas önemli yer tutmaktadır. Lens kullanımı da hastalık riskini artırır. Özellikle renkli lensler ya da lenslerin uyurken çıkarılmaması, kontakt lens kullanımı da risk faktörleri arasında yer almaktadır.&#8221; diye konuştu.</p><p>ENFEKSİYON RİSKİNE KARŞI: HİJYEN<br
/><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2295579041937158";
/* 250x250, oluşturulma 24.05.2010 */
google_ad_slot = "3413262440";
google_ad_width = 250;
google_ad_height = 250;
//-->
</script><br
/><script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p><p>Op. Dr. Temel, hastalığa karşı alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı: &#8220;Enfeksiyon söz konusu olduğunda başkalarına bulaşmayı önlemek açısından temizliğe dikkat etmek, elleri sık sık yıkamak, ortak malzeme kullanmamak çok önemlidir. Ortak kullanım alanlarında hijyene dikkat etmek gerekir.<br
/><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-2295579041937158";
/* 120x90, oluşturulma 22.07.2010 */
google_ad_slot = "5709637936";
google_ad_width = 120;
google_ad_height = 90;
//-->
</script><br
/><script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p><p>Tedavide duruma göre antibiyotikli damlalar ve merhemler, suni gözyaşı damlaları, antialerjik damlalar, gerekli durumlarda kortizonlu damlalar, bazen sistemik ilaçlar kullanılmaktadır. Ancak bilinçsiz ilaç kullanımından kaynaklanan sorunlar kesinlikle göz ardı edilmemelidir. Gerekli olmayan bir durumda kortizon kullanımı, hastalığı tedavi etmeyeceği gibi artmasına neden olarak, görme kaybı gibi sonuçlara da yol açabilir.&#8221;</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.sedasayan.net/kirmizi-goz-hastaligi-ve-hastaliktan-korunma-yollari.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>1</slash:comments> </item> <item><title>Yaz aylarında bebeklerinizin bakımını nasıl yapmalısınız ?</title><link>http://www.sedasayan.net/yaz-aylarinda-bebeklerinizin-bakimini-nasil-yapmalisiniz.html</link> <comments>http://www.sedasayan.net/yaz-aylarinda-bebeklerinizin-bakimini-nasil-yapmalisiniz.html#comments</comments> <pubDate>Sat, 03 Jul 2010 00:21:52 +0000</pubDate> <dc:creator>Yunus</dc:creator> <category><![CDATA[Anne - Çocuk]]></category> <category><![CDATA[Sağlık]]></category> <category><![CDATA[bebeğim yazın neden ağlıyor]]></category> <category><![CDATA[bebek bakım siteleri]]></category> <category><![CDATA[bebek bakımı yaz mevsiminde]]></category> <category><![CDATA[yaz aylarında bebek bakımı]]></category> <category><![CDATA[yazın bebek bakımı]]></category><guid
isPermaLink="false">http://www.sedasayan.net/?p=1782</guid> <description><![CDATA[Yaz mevsiminde annelerin, bebeklerin sağlığına daha fazla dikkat etmesi gerekiyor. Bu dönemde giyimine özen göstermeli; isilik, yaz ishali gibi hastalıklardan korumak için önlemler alınmalı. Ayrıca çocuklar, güneşten alacakları D vitamininden de mahrum bırakılmamalı. Bebeğim üşür deyip kat kat sarmayın Bebekler ilk bir ay (yenidoğan dönemi) gerçekten soğuğa karşı çok duyarlıdır. Bu dönemde bebeği iyi korumak [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p><a
title="süper bebekler" href="http://www.superbebekler.com" target="_blank"><img
class="alignleft" title="süper bebekler" src="http://www.superbebekler.com/images/bebekler/guzel_bebek.jpg" alt="" width="196" height="169" /></a>Yaz mevsiminde annelerin, bebeklerin sağlığına daha fazla dikkat etmesi gerekiyor. Bu dönemde giyimine özen göstermeli; isilik, yaz ishali gibi hastalıklardan korumak için önlemler alınmalı. Ayrıca çocuklar, güneşten alacakları D vitamininden de mahrum bırakılmamalı.</p><p>Bebeğim üşür deyip kat kat sarmayın</p><p>Bebekler ilk bir ay (yenidoğan dönemi) gerçekten soğuğa karşı çok duyarlıdır. Bu dönemde bebeği iyi korumak gerekir. Yenidoğan döneminde vücudun en büyük alanı kafadır. Isı kaybı bu alanda olacağından bir bere takılması uygundur. Yenidoğan dönemi sonrasında bebeğin ortam ısısına göre giydirilmesi gerekir. Aslında her çocuk farklıdır. Bu nedenle kesin şekilde &#8216;tek kat giydirin, üç kat giysisi olsun&#8217; demek anlamlı olmaz. Ancak yaz aylarında gündüzleri tek kat penye giysiler yeterli olur. Şapka önemli bir unsurdur. Sıcak yaz günlerinde güneşten korunması için gereklidir. Akşamları serin olursa üzerine uzun kollu ve bacaklarını örten bir giysi giydirilebilir. Giysilerin açık renkli, bol kıyafetler olması, boyalı olmaması ve yüzde 100 pamuklu olması, mümkünse organik pamuk dokumadan olması tercih edilmelidir.</p><p><span
id="more-1782"></span></p><p>Bebeğinize verdiğiniz her ek gıdadan sonra su içirin</p><p>Bebekler doğumdan sonra hemen emzirilmeye başlanmalıdır. Sadece anne sütü ile beslenen bebeklerde genelde dışarıdan su takviyesine ihtiyaç yoktur. Ancak ek gıdaya başlandığında mutlaka su verilmesi gerekir. Yemeğini yedikten sonra bebek ihtiyacı olduğu kadarını içecektir. Yazın ortam sıcaklığı fazlalaştığı için terleme olur. Vücut su kaybettiği için doğal olarak su içme isteği doğar. Çok sıcak günlerde, gün içinde değişik zamanlarda bebeğe su verilmesi ve sulu gıdalarla beslemesi iyi olacaktır.</p><p>İsilikten koruyun</p><p>Yazın gelmesi ve havaların ısınmasıyla birlikte en çok karşılaştığımız sorunlardan biri isiliklerdir. İsilik, sıcak havada aşırı terlemeye bağlı olarak ortaya çıkar. Ortam ısısı arttığı zaman vücut ısısı da artar. Isıyı dengeleyebilmek için bebek terlemeye başlar. Ortam sıcaklığı çok fazla olursa ve sık banyo yapılmazsa gözeneklerde tıkanıklık olabilir. Ter bezleri tıkandığı zaman o bölgede kızarık, nokta nokta lekeler görülür. Daha çok göğüste, omuzda, boyunda isilikler ortaya çıkar. Bunun tedavisi için terlemeyi azaltmak, daha bol giysiler giydirmek ve ılık suyla banyo yaptırmak genelde yeterlidir. Yağlı kremler ter bezleri kanallarını kapatırsa terlemeyi engeller ve isiliğin çoğalmasına neden olur.</p><p>Bebeğinizi güneşten koruyun ama D vitamininden de yararlanmasını sağlayın</p><p>Yazın karşılaşılan bir diğer sorun güneş çarpmaları ve yanıklarıdır. Bunu önlemenin en kolay yolu güneşe çıkılacak saatlerin seçimi ve sıvı takviyesidir. Bulunduğumuz bölgeye göre saatleri ayarlamak şartıyla -özellikle 10.00 ile 16.00 saatleri arasında güneşe çıkılmamalı- sabah ve akşam çok uzun sürmeyen güneşlenmeler sağlıklı olacaktır. Yüksek koruma faktörlü, mekanik bariyeri de olan güneş kremi sürerek güneşe çıkılmalıdır. Güneş kremi seçerken suya dayanıklı olup olmadığına ve koruma faktörü derecesine dikkat edilmelidir. Güneşe çıkmadan sürülmesi ve belli aralıklarla yenilenmesi koruyuculuk açısından önemlidir. Güneş yanığı oluşursa iyileşmeden tekrar güneşe çıkılmamalıdır. Yaz günlerinde şapka takılması güneş ışınlarından yüzü ve belki de omuzları koruyacağı için uygun olacaktır.</p><p>Yaz ishallerine dikkat!</p><p>İshal daha çok yazın karşımıza çıkan bir sorundur. Yazın daha sık olmasının nedeni mikroorganizmaların sıcak ortamda hızlı üremesidir. Ayrıca yazın havuza ve denize daha çok girilir ve su yutarak daha çok mikrobu ağızdan alma ihtimali artar. Yaz ishallerini engellemenin en kolay yolu içme sularının ve yiyeceklerin yıkandığı suların temiz su kaynaklarından elde edilmiş olmasıdır. Uygun şartlarda saklanmadığı, dışarıda bekletildiği düşünülen yiyeceklerin tüketilmemesi gerekir. Ambalajlı ürünlerin saklanma koşulları ve son kullanma tarihine dikkat etmek gerekir. Özellikle yaz döneminde çok tüketilen bir gıda olan dondurmanın üretim, saklanma ve sunum koşulları göz önüne alınmalıdır. Sütlü, kremalı, mayonezli, etli yiyecekler çok çabuk bozulmaktadır. İshalin tedavisinde kaybedilen sıvıyı yerine koymak ve enfeksiyon etkeni mikroorganizma tespit edilerek ilaç tedavisine başlamak gerekir.</p><p>Tatil önerileri&#8230;</p><p>Yaz ayları ebeveynlerin çocuklarıyla daha çok vakit geçirdiği bir mevsimdir. Aynı zamanda ishallerin, güneş çarpmalarının, bunlara bağlı olarak sıvı kayıplarının, böcek sokmalarının, burun kanamalarının ve deri hastalıklarının daha sık görüldüğü bir dönemdir. Tatilde çocuklar tehlikelere daha açıktır. Bu nedenle belki de en önemli nokta çocuğunuzu sürekli göz önünde bulundurmanız, karşılaşabileceği tehlikelere karşı tedbirli ve uyanık olmanızdır.</p><p>Bu aylarda bebeğinizle birlikte geçireceğiniz saatlerin keyfine varabilmek için oyuncakların seçimi ve bu oyuncakların güvenlilirliği de önemlidir. Plaj oyuncakları, çocuğun hoşça vakit geçirmesini sağlar. Ama aynı zamanda zekasının gelişimine de katkıda bulunmalı. Birlikte oyunlar kurabileceğiniz tarzda olmalı. Bu tür oyuncakların seçilmesi çocuğunuzla paylaşımınız açısından da önem taşır. Plaj oyuncakları, çocuğun denize olan ilgisini de artırmalı. *Memorial Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü</p><p>Kaynak: zaman.com.tr</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.sedasayan.net/yaz-aylarinda-bebeklerinizin-bakimini-nasil-yapmalisiniz.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>1</slash:comments> </item> <item><title>Yıpranmış saçlarınızı nasıl onarabilirsiniz?</title><link>http://www.sedasayan.net/yipranmis-saclarinizi-nasil-onarabilirsiniz.html</link> <comments>http://www.sedasayan.net/yipranmis-saclarinizi-nasil-onarabilirsiniz.html#comments</comments> <pubDate>Wed, 30 Jun 2010 07:39:41 +0000</pubDate> <dc:creator>Yunus</dc:creator> <category><![CDATA[Güzellik]]></category> <category><![CDATA[Sağlık]]></category> <category><![CDATA[saç bakım]]></category> <category><![CDATA[saç bakımı nasıl yapılmalıdır]]></category> <category><![CDATA[saçın yıpranmasını engelleme]]></category> <category><![CDATA[saçlara bakım uygulama]]></category> <category><![CDATA[yıpranmış saçlar]]></category><guid
isPermaLink="false">http://www.sedasayan.net/?p=1780</guid> <description><![CDATA[Saçlarınız yıprandığında cansızlaşır, kırılır ve kontrolden çıkar. Saçların yıpranmasına yol açan nedenlerin başında boya ve kalıcı kimyasallar, yetersiz beslenme veya saç kurutma makinelerinin yüksek ısısı geliyor. Peki, saçınızı kestirmeden yıpranmış saçınızı tamir edebileceğinizi biliyor musunuz? Ehow.com isimli internet sitesinde yer alan habere göre, bu adımları izlerseniz, saçınızın yeniden parlamasını, güçlenmesini sağlayabilirsiniz. 1. Saçlarınızı onarmaya yardım [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<div
class="mceTemp"><dl
class="wp-caption alignleft" style="width: 160px;"><dt
class="wp-caption-dt"><img
src="http://medya.zaman.com.tr/2010/06/30/sac.jpg" alt="" width="150" height="130" /></dt></dl></div><p>Saçlarınız yıprandığında cansızlaşır, kırılır ve kontrolden çıkar. Saçların yıpranmasına yol açan nedenlerin başında boya ve kalıcı kimyasallar, yetersiz beslenme veya saç kurutma makinelerinin yüksek ısısı geliyor.</p><p>Peki, saçınızı kestirmeden yıpranmış saçınızı tamir edebileceğinizi biliyor musunuz?</p><p>Ehow.com isimli internet sitesinde yer alan habere göre, bu adımları izlerseniz, saçınızın yeniden parlamasını, güçlenmesini sağlayabilirsiniz.</p><p>1. Saçlarınızı onarmaya yardım etmek için bir ay boyunca haftada bir kez yumurta-zeytinyağı karışımını kullanabilirsiniz. Bir seferlik uygulama hazırlamak için, bir yumurta sarısı ile 2 çorba kaşığı zeytinyağını bir kâsenin içinde çırpın. Saçınızın özellikle dip kısımlarına uygulayın. Birkaç dakika bekledikten sonra durulayın ve şampuanla yıkayın.</p><p><span
id="more-1780"></span></p><p>2. Saçlarınız için eczanelerde satılan ya da evde hazırlayabileceğiniz E vitamini tedavisi uygulayın. Evde hazırlamak için en sevdiğiniz şampuanınızın içine 5-6 tane E vitamini kapsülü kırın. E vitamini saçlarınızın sağlıklı, parlak ve yumuşak görünmesini sağlayacak.</p><p>3. Saçınızı düzenli olarak ayda bir kez kestirin. Böylece yıpranmış saçlarınızdan kurtulacak ve saçlarınızın daha hızlı uzamasına yardım edeceksiniz.</p><p>4. Saç kurutma makinesi kullandığınızda düşük ısı ya da soğuk ayarını kullanın. Saçlarınızı düzleştireceğiniz zaman da en düşük ısı ayarını seçin.</p><p>5. Saçlarınızı daha az sıklıkta şampuanlayın ve krem sürün. Haftada 2 veya 3 kez saçlarınızı yıkarsanız ve kremlerseniz saçlarınızın aşırı kurumasını ve yıpranmasını engellersiniz.</p><p>6. Havuza ve denize girdikten sonra mümkün olduğunca çabuk saçınızı durulayın ve şampuanlayın. Deniz ve havuz suyu saçlarınızın daha fazla yıpranmasına yol açar.</p><p>7. Sabırlı olun. Yıpranmış saçlarınızın yerine yeni saçların çıkması aylar sürebilir.</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.sedasayan.net/yipranmis-saclarinizi-nasil-onarabilirsiniz.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>Doğumdan sonra cinsel ilişki</title><link>http://www.sedasayan.net/dogumdan-sonra-cinsel-iliski.html</link> <comments>http://www.sedasayan.net/dogumdan-sonra-cinsel-iliski.html#comments</comments> <pubDate>Tue, 08 Jun 2010 11:22:55 +0000</pubDate> <dc:creator>Sorcerer</dc:creator> <category><![CDATA[Cinsellik]]></category> <category><![CDATA[Doğumdan sonra cinsel ilişki]]></category> <category><![CDATA[Göğüsler ve seks]]></category> <category><![CDATA[Sekse hazır mısınız?]]></category><guid
isPermaLink="false">http://www.sedasayan.net/?p=1776</guid> <description><![CDATA[Doğum sonrası tekrar &#8220;yapmak&#8221; istediğinizde neler olacak, artık her şey değişti mi? Normal cinsel yaşantınıza doğumdan ne kadar sonra dönmeyi beklemelisiniz? Bir çocuk doğurmak hayatınızdaki dönüm noktalarından biri olacak. Bir yandan dünyaya bir bebek getirirken, diğer yandan da fiziksel ve ruhsal değişiklikler yaşayacaksınız. Ama seks yaşamınız bundan nasıl etkilenecek. Sekse hazır mısınız? Bu sorunun cevabı [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p><a
href="http://www.sedasayan.net/wp-content/uploads/hamile_sex.jpg"><img
class="alignleft size-medium wp-image-1777" title="hamile_sex" src="http://www.sedasayan.net/wp-content/uploads/hamile_sex-300x157.jpg" alt="" width="300" height="157" /></a><strong>Doğum sonrası tekrar &#8220;yapmak&#8221; istediğinizde neler olacak, artık her şey değişti mi? Normal cinsel yaşantınıza doğumdan ne kadar sonra dönmeyi beklemelisiniz?</strong></p><p>Bir çocuk doğurmak hayatınızdaki dönüm noktalarından biri olacak. Bir yandan dünyaya bir bebek getirirken, diğer yandan da fiziksel ve ruhsal değişiklikler yaşayacaksınız. Ama seks yaşamınız bundan nasıl etkilenecek.</p><p><span
style="color: #ff0000;">Sekse hazır mısınız?</span></p><p>Bu sorunun cevabı tamamen siz ve eşinize kalmıştır. Doğumdan sonraki ilk haftalarda sekse karşı bir isteksizlik duymanız normal ve beklenen bir durumdur.</p><p><span
id="more-1776"></span></p><p>Doğum sonrası kadın vücudunda meydana gelen doğal bazı değişiklikler seksi başlı başına büyük bir adım olarak görmenize yol açabilir.</p><p>�Doğumdan sonra iki, üç hafta kadar devam edebilecek olan akıntılar (eğer bu akıntıyla beraber kaşıntı, acı hissi ya da koku varsa, mutlaka hekiminize danışın)<br
/> �Yorgunluk<br
/> �İyileşmesi tam olarak gerçekleşmemiş dikişler<br
/> �Uyku ihtiyacı</p><p>Tüm bunlar olurken, eşinizle olan duygusal yakınlığınız kaybetmemeye çalışıp sabrınızı koruyun. Seks hayatınız eninde sonunda canlanmaya başlayacaktır. Önemli olan bunu büyük bir probleme çevirmemektir.</p><p>Başlarda dikişler ve ağrılar sebebiyle huzursuz olabilirsiniz. Bu durumda vazelin gibi bir kayganlaştırıcı kullanabilirsiniz. Vazelin kullanmanıza rağmen seks hala acı veriyorsa, o zaman yaralarınız tam olarak iyileşmemiş olma olasılığı vardır. Hekiminiz görünürseniz, enfeksiyon olup olmadığını öğrenip, varsa tedavi olabilirsiniz..</p><p>Vajina genellikle eski haline döner ve eski haline göre bir farklılık hissedilmez. Ancak bu konuda endişeleriniz varsa, gene hekiminize danışabilirsiniz.</p><p><span
style="color: #ff0000;">Sabırlı olun</span></p><p>Duygularınız hakkında eşinizle konuşun. Zamana ihtiyacınız varsa, yavaştan alın. Her şeyin hızla ilerlemesini istiyorsanız, hızlı davranın. Eğer birkaç ay sonra seks hala ilginizi çekmiyorsa ve siz ya da eşiniz endişeleniyorsanız, bunun hakkında konuşun. Bu konuda hekiminize de danışabilirsiniz.</p><p>Cinsel isteği en çok öldüren şey yorgunluktur ve birlikte zaman geçirmek, yakın olmak ve seks için, zamanı programlamak zorunda kaldığınızı hissedebilirsiniz. Uykulu olmadığınız zamanları seçmeye bakın. Hafta sonları, öğleden sonralar iyi bir zaman olabilir. Tabii bebeğiniz o saatlerde uyuyorsa. Bebeğinizin düzenini siz bildiğinize göre, seks hayatınızı buna göre programlamaya çalışabilirsiniz.</p><p><span
style="color: #ff0000;">Göğüsler ve seks</span></p><p>Bebeğinizi emziriyorsanız, göğüsleriniz başlangıçta hassas olacaktır. Seksüel olarak uyarılmak, sütün akmasına sebep olabilir. Eğer bu sizi ve eşinizi olumsuz etkiliyorsa (bundan iğreniyor, dolayısıyla da seksüel arzunuzu kaybediyor olabilirsiniz), seks yapmadan önce bebeğinizi emzirmeyi deneyebilirsiniz. Bu, sütün akmasını azaltabilir, ya da tamamen engel olabilir.</p><p><span
style="color: #ff0000;">Gebelikten Korunma</span></p><p>Doğumdan hemen sonra, eşinizle cinsel ilişki yaşamaya başladıysanız, hamile kalmamak için korunmaya da başlamakta yarar var. Yeni doğum yapmış olmanız, bir anda yeniden hamile kalmayacağınızı göstermez. Korunma uygulamadığı için, 6 haftalık kontrollerde doktora gidip hamile olduğunu öğrenen bile olduğunu unutmayın!</p><p><span
style="color: #ff0000;">Seks yapmak istemiyor musunuz?</span></p><p>Canınız seks yapmak istemiyorsa, kendinizi zorlamayın. Pek çok kadın doğumdan sonra bir süreliğine seksten soğur. Burada önemli olan konuyu eşinizle konuşup, birbirinizin ihtiyaçlarınıza karşı duyarlı olmaktır. Birbirinize masaj yapabilir, ya da sadece sarılıp oturabilirsiniz. O yakınlığı paylaşmak da yardımcı olacaktır.</p><p><span
style="color: #ff0000;">Babaların gözünden</span></p><p>İyisiyle, kötüsüyle artık baba oldunuz ve eşinizle doğumdan önce paylaştığınız türden bir yakınlığı tekrar ne zaman paylaşacağınızı düşünüyor olabilirsiniz. Bu duygularınızı eşinizle konuşun, çünkü o da aynı şeyleri düşünüp, size söylemeye çekiniyor olabilir.</p><p>Konuşmak, anlayışlı ve rahatlatıcı olmak, bir çift olarak beraberce zaman geçirmek önemlidir. Seks yapamıyorsanız bile, birbirinizi başka açılardan tatmin edebilirsiniz.</p><p>Doğumdan sonra, doğal olarak düşündüğünüz tek şey eskisi gibi sadece eşiniz olmayacak. Eğer bebek yatak odanızda uyuyorsa, başka bir odada seks yaparken kendinizi daha rahat hissedebilir, ya da bebeği başka bir odada uyutabilirsiniz.</p><p>İçerik Sağlayıcı:</p><p>http://www.jinekoloji.net</p><p>Dr. Kağan Kocatepe</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.sedasayan.net/dogumdan-sonra-cinsel-iliski.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>Diş beyazlatma yöntemleri</title><link>http://www.sedasayan.net/dis-beyazlatma-yontemleri.html</link> <comments>http://www.sedasayan.net/dis-beyazlatma-yontemleri.html#comments</comments> <pubDate>Sat, 29 May 2010 00:27:59 +0000</pubDate> <dc:creator>Yunus</dc:creator> <category><![CDATA[Güzellik]]></category> <category><![CDATA[Sağlık]]></category> <category><![CDATA[diş beyazlatma]]></category> <category><![CDATA[diş beyazlatma yöntemleri]]></category> <category><![CDATA[diş beyazlığı nasıl yapılır]]></category> <category><![CDATA[dişler nasıl beyazlar]]></category> <category><![CDATA[dişleri nasıl beyazlatırım]]></category><guid
isPermaLink="false">http://www.sedasayan.net/?p=1764</guid> <description><![CDATA[Sigara, kahve, çürükler ve ilaçlar dişlerinizde lekelere yol açabiliyor. sararan dişlerinizin tedavisi lekenin büyüklüğüne bağlı olarak değişiyor. İşte dişlerimizi sağlıklı bir şekilde beyazlatmak için önerilen 5 yöntem&#8230; 1.Lekeleri azaltmak ya da önlemek için dişlerinizi düzenli olarak fırçalayın ve diş ipi kullanın. 2.Beyazlatıcı içeren diş macunlarını deneyin. Reklamlarda sık sık gösterilen dişmacunlarının hepsi dişlerinizi kısmen beyazlatıyor [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p><img
class="alignleft" title="Beyaz dişler" src="http://medya.zaman.com.tr/2010/05/29/dis.jpg" alt="" width="171" height="137" />Sigara, kahve, çürükler ve ilaçlar dişlerinizde lekelere yol açabiliyor. sararan dişlerinizin tedavisi lekenin büyüklüğüne bağlı olarak değişiyor.</p><p>İşte dişlerimizi sağlıklı bir şekilde beyazlatmak için önerilen 5 yöntem&#8230;</p><p>1.Lekeleri azaltmak ya da önlemek için dişlerinizi düzenli olarak fırçalayın ve diş ipi kullanın.</p><p>2.Beyazlatıcı içeren diş macunlarını deneyin. Reklamlarda sık sık gösterilen dişmacunlarının hepsi dişlerinizi kısmen beyazlatıyor ve tam bir tedavi sağlamıyor. Diş macununuzun dişleri beyazlattığına dair klinik olarak test edilip edilmediğine dikkat edin.</p><p><span
id="more-1764"></span>Çok az beyazlatıcı dişmacunu bu tür testlerden geçiyor. Beyazlatıcı olduğu iddia edilen bu macunlar dişlerinizi aşındırabilir, dişlerinize zarar verebilir ya da dişlerinizi hassaslaştırabilir.</p><p>3.Yiyeceklerin ya da sigaranın yol açtığı lekeleri yok etmek için düzenli olarak diş doktorunuzda diş temizliği yaptırın.</p><p>4.Evde ya da dişhekimine giderek dişlerinizi beyazlatabilirsiniz. Diş hekiminin muayenehanesinde uygulanan ışıklı beyazlatma işlemi ekonomik ve hızlı bir sonuç verir ve dişleri önemli ölçüde beyazlatıyor. Ancak, bu işlemi her yıl sürekli yaptırmanız gerekiyor. Evde beyazlatma için diş hekiminiz tarafından hazırlanan özel ağız plakları da kullanılıyor. Genellikle iki hafta boyunca günde birkaç saat veya gece boyunca plak takılıyor. Dişlerinizde yeni lekelenme oluştuğunu fark ederseniz, lekeleri çıkarmak için bir veya iki gece boyunca ağız plağını beyazlatıcı jel sürerek takmanız gerekiyor.</p><p>5.Ayrıca dişlerinizi bembeyaz göstermek için porselenden imal edilen kaplama yaptırabilirsiniz. Dişin ön yüzü ile kaplamanın iç yüzü özel bir rezinle (yapıştırıcı bir ara madde) yapıştırılır. Bunlarla dişleriniz parlak görünüyor. Ancak, bu uygulama diğer yöntemlere göre bir hayli pahalı.</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.sedasayan.net/dis-beyazlatma-yontemleri.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>1</slash:comments> </item> </channel> </rss>
<!-- Performance optimized by W3 Total Cache. Learn more: http://www.w3-edge.com/wordpress-plugins/

Minified using disk: basic
Page Caching using disk: basic (User agent is rejected)
Database Caching 8/22 queries in 0.160 seconds using disk: basic

Served from: www.sedasayan.net @ 2012-02-05 04:52:50 -->
